GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

COĞRAFİ KONUM

Bölge, Türkiye’nin güneydoğu kesimini oluşturur. Bu bölge, kuzeyde Güneydoğu Toroslar’ın güney etekleri ile güneyde Suriye ve Irak sınırları arasında bulunur. Batıda K. Maraş’ın doğusu ile Gazi Antep Platosu’nun batısından geçen sınır, bölgeyi Akdeniz Bölgesi’nden ayırır.

Türkiye yüzölçümünün % 7,5'ini kaplayarak, bölgeler arasında en küçük olan bölgemizdir.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Bölge genel olarak ova ve platolarla kaplıdır. Yer şekilleri tarıma elverişlidir. Batıdan doğuya doğru ve güneyden kuzeye doğru gidildikçe yükseklik artar. Karacadağ volkan konisi (1919m) ile Mardin – Midyat Eşiği (1200-1300 m) yükseltinin fazla olduğu yörelerdir. Şanlı Urfa, Gazi Antep, Adıyaman platolarının ortalama yükseltisi 500 -1000 m arasındadır.

TOPRAK

Bu bölgede kızıl renkli kireçli topraklar bulunur. Güneydoğu Toroslar’ın güney yamaçlarında kireçli orman toprakları vardır.

AKARSU ve GÖLLERİ

Başlıca akarsuları kaynağını Doğu Anadolu Bölgesi’nden alan Dicle ve Fırat’tır.

Fırat'ın Nizip, Göksu kolları, Dicle'nin ise Botan, Garzan, Batman kolları bölgeye yayılmıştır. Bölgede tabii göl yoktur. Sadece Fırat ve Dicle üzerine kurulmuş baraj gölleri yer alır.

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

Özellikle bölgenin batısında Akdeniz ikliminin genel özellikleri görülür. Yazları kurak ve çok sıcaktır. Bunun başlıca nedeni güneyden esen sıcak ve kavurucu rüzgârlardır. Batıdan doğuya gidildikçe ve alçak yerlerden yükseklere çıkıldıkça Akdeniz ikliminin etkisi zayıflar, karasal iklimin etkisi daha belirginleşir.

Bölgede yağışın çoğu kış aylarında düşer. Yıllık yağış toplamı 500 - 600 mm'dir. İç Anadolu'ya oranla fazla ve Marmara kadar yağış almasına karşın bölgede yaz aylarında şiddetli bir kuraklık yaşanır. Çünkü yaz ayları çok sıcaktır. Buna bağlı olarak da buharlaşma fazladır.

Ülkemizin en yüksek sıcaklıkları Şanlı Urfa (46.5 ºC) ve Diyarbakır (46.2 ºC) da görülmüştür. Sıcaklığın bu kadar yüksek oluşu şiddetli buharlaşmaya neden olmuştur. Dolayısıyla yazın Türkiye'nin sulamaya en çok ihtiyaç duyulan bölgesidir. Kış ayları yüksek yerlerde soğuk geçer. Kar yağışı ve don olaylarına sıkça rastlanılır.

Doğal bitki örtüsü iklim özelliklerine göre yer yer değişiklikler gösterir. En çok bozkırlar görülür. Bozkırlar daha çok yüksek olmayan yerlerde yaygındır. Güneydoğu Toroslar'ın eteklerinde ve Mardin -Midyat Eşiği'nde yüksekliğin artmasına bağlı olarak yağışlar artar. Meşe ormanlarına ve çalılıklara rastlanır. Akarsu boylarında söğüt ve kavak ağaçları yetişir. Orman oranı bakımından %3 ile sonuncudur.

NÜFUS ve YERLEŞME

Bölgenin toplam nüfusu 2000 yılına göre 6 608 619 dur. Bölgenin nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üzerindedir.

Nüfus bölgenin batısında toplanmıştır. Bunda iklim koşullarının daha elverişli olması, sanayinin gelişmiş olması ve işlek yollar üzerinde olması etkilidir.

Dicle ve Fırat ile bunlara karışan kolların düzlükler içine gömülerek oluşturduğu geniş vadi tabanları, yerleşmeye elverişlidir.

TARIM

Bölge ekonomisinde tarım ve hayvancılık önemli bir yer tutar. Tarıma elverişli geniş düzlüklerin bulunması ve ayrıca toprağın verim gücünün fazla olması üretimi artırmaktadır. Ekili - dikili alanlar bakımından % 20 ile dördüncü sıradadır.

Şiddetli yaz kuraklığı bir çok ürünün yetişmesini engeller. Bu bölgeden daha fazla ürün elde edebilmek için sulamaya ihtiyaç vardır. Sulama imkânları geliştiği takdirde nadas yöntemi terk edilecek ve bir yılda birden fazla ürün elde edilecektir. Bölgenin doğal şartları tahıl ekimine elverişlidir. Bununla birlikte buğday, keten, pamuk, pirinç, nohut ve susam yaygındır. Antepfıstığı, zeytin ve üzüm Gazi Antep Plâtosu'nda oldukça gelişmiştir. Bölge, Antep fıstığı ve kırmızı mercimek üretiminde birinci sıradadır. Siirt'te menengiç (sakız) ağacının aşılanması ile antepfıstığı üretimi artmıştır. Dicle ve Fırat kenarlarında sulama ile sebze ve meyve yetiştirilir.

HAYVANCILIK

Güneydoğu Anadolu'da bozkırların geniş yer kaplaması küçükbaş hayvancılığı önemli hale getirmiştir. En çok koyun ve keçi beslenir. Güneydoğu Toroslar'ın eteklerinde ve Mardin - Midyat Eşiği'nde kıl ve tiftik keçisi beslenir. Bu bölgede küçükbaş hayvancılık ile birlikte yağ, peynir, yün gibi hayvansal ürünlerin de ticareti yapılmaktadır.

GAP PROJESİ

GAP 13 ayrı projenin birleşiminden meydana gelmiştir. Bu proje içinde 22 baraj, 19 hidroelektrik santral vardır.

Proje, G.Antep, Mardin, Adıyaman, Şanlı Urfa, Diyarbakır, Batman ve Şırnak illerimizi kapsamaktadır.

Sadece Atatürk barajından elde edilen elektrik üretimi ülke elektrik üretiminin 1/6'sına eşittir.

(1992) Bölge ekonomisini çok yönlü etkileyen kuraklık problemi GAP projesiyle halledildiği zaman bölgede sosyo - ekonomik yönde büyük değişiklikler görülecektir.

GAP GERÇEKLEŞTİĞİNDE;

  • Sulamalı tarıma geçilecektir.
  • Bölgedeki nadas alanları azalacaktır.
  • Tarım ürünlerinin çeşitliliği artacaktır.
  • Tarım ürünlerinin verimi artacaktır.
  • Pamuk, pirinç, gibi tarım ürünlerinin ekim alanı genişleyecektir.
  • Güneydoğu Anadolu, Türkiye pamuk üretiminde birinci bölge olacaktır.
  • Kuru tarıma dayalı buğday, arpa, mercimek gibi tarım ürünlerinin ekim alanı azalacak fakat üretimleri artacaktır.
  • Barajlar suni göl fonksiyonu göreceğinden bölgenin iklimi belirli oranda yumuşayacaktır.
  • Elektrik enerjisinde üretim artışı sağlanacaktır.
  • İçme suyu olarak kullanılacaktır.
  • Su ürünlerinin üretimi artacaktır.
  • Tarım ve tarıma bağlı sanayi gelişecektir.
  • Bölgede iş olanakları arttığı için bölgeden diğer bölgelere göç duracaktır.Diğer bölgelerden Güneydoğu Anadolu'ya göç olacaktır.
  • Bölgenin nüfusu ve nüfus yoğunluğu artacaktır.
  • Türkiye'nin tarım ürünlerine dayalı ihracatı artacaktır.
  • Bölgede tarım alanları geniş düzlüklerden oluşur. Bu alanların sulanmasıyla tarım gelişecektir.
  • Antepfıstığı, mercimek, üzüm, nohut ve tahıl üretiminin önemli bir kısmı bölgeden karşılanmaktadır. Harran Ovası, sulamanın gelişmesiyle özellikle pamuk ekiminin en fazla yapıldığı yerlerden biri olacaktır.
  • GAP'ın tamamlanmasıyla mısır, pirinç ve ayçiçek gibi ürünlerin üretimindeki artışın daha fazla olması beklenmektedir. Çünkü bu ürünler bol su ve sıcaklık isteği olan ürünlerdir.

SANAYİ

Irak-Türkiye petrol boru hattı bu bölgeden geçer. Batman'da bulunan petrol rafinerisi hem yöre halkı için önemli bir iş alanı, hem de ülke ekonomisi için büyük bir endüstri kuruluşudur.

Bölgede çıkarılan petrol ve Batmandaki rafineri kara taşımacılığının önemli miktarda canlanmasına neden olmuştur.

YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Ekonomisi petrol çıkarımı ve tarıma dayanır. Hayvancılık ikinci sırada yer alır. Yeraltı zenginliği olarak başta petrol gelir.

Petrol: Diyarbakır, Adıyaman, Siirt ve Batman dolaylarında bulunan yataklardan çıkartılır.

Türkiye petrol üretiminin çok büyük bir kısmı buradan elde edilir. Yıllık üretim 3 milyon tondur. Ancak bu Türkiye ihtiyacının 1/7'sini karşılayabilmektedir.

Cizre ve Silopi çevresinde linyit çıkarılır.

Fosfatın en fazla çıkarıldığı bölgemizdir. Fosfat, Mardin - Mazıdağı çevresinde çıkarılır.

TURİZM

Bölgedeki Nemrut Dağı (Adıyaman) ile Diyarbakır ve Şanlı Urfa şehrinde bulunan tarihi eserler bölgenin turizm potansiyellerini oluşturur

BÖLÜMLERİ

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Karacadağ volkan konisi ile iki bölüme ayrılır. Karacadağ'ın doğusunda Dicle, batısında ise Orta Fırat Bölümü yer alır.

Dİcle Bölümü

Bu bölüm, yer şekilleri bakımından sade bir özellik gösterir. Bölümdeki başlıca yer şekilleri Diyarbakır Havzası, Karacadağ volkan kütlesi ve Mardin-Midyat Eşiği'dir. Dicle nehri, kollarıyla birlikte geçtiği yerlerde plato ve ovalar meydana getirmiştir. Ova ve platolar 500-1000 m yükseltiler arasında yer alır.

Bölümde yıllık ortalama yağış miktarı 500 mm'dir. Yüksek sıcaklığa bağlı olarak meydana gelen şiddetli buharlaşma yaz mevsiminde kuraklığa neden olur. Bölümde karasal iklim tipi görülür. Bölümün tabii bitki örtüsü ise bozkırdır.

Başlıca tarım ürünleri ise tahıllar, mercimek ve pamuktur. Toroslar'a doğru ise meyve ve üzüm bağları yer alır.

Karacadağ volkan konisi bölgenin en yüksek dağıdır.Bu volkan konisinden çıkan ve akıcılık özelliğine sahip olan bazalt bölgeye yayılarak yayvan bir görünüm kazanmasına neden olmuştur. Karacadağ'ın tabanına sızan sular daha sonra taban suyu olarak yeryüzüne çıkar ve bölümün su ihtiyacını karşılar.

Yaz aylarında bölümde yaylacılık faaliyeti görülür.

Bölümdeki Mardin - Midyat Eşiği Diyarbakır havzası ile Suriye arasında yer alan yüksek bir düzlüktür(1200-1300 m). Burada yüksekliğe bağlı olarak yağışlar 700 mm'ye çıkar. Kireçli bir yapıya sahip olmasından dolayı tarım için yeterli su bulunmaz.

Dicle Bölümü'nde nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır. Nüfus, Diyarbakır Havzası ile Mardin - Midyat Eşiği'nde toplanmıştır. Bölümün en büyük ili Diyarbakır'dır.

Bölümün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

En önemli yeraltı zenginliği Diyarbakır, Siirt ve Batman'da çıkarılan petroldür. Yıllık üretimi 3 milyon tondur. Ayrıca Cizre ve Silopi'de linyit çıkarılır.

Orta Fırat Bölümü

Bu bölümde Gazi Antep ve Şanlı Urfa platoları önemli yer kaplar. Fırat Nehri ve kolları platoları ikiye ayırır. Fırat Nehri plato içerisine 200 m gömülmüş olarak akar. Altınbaşak, Ceylanpınar, Suruç, Birecik ovalarında tahıl ekilir. Atatürk barajı ile yapımı son aşamaya gelen Şanlı Urfa tünelleri bölümün Türkiye ekonomisindeki yerini değiştirecektir. Platolarının ortalama yükseltisi 500 ile 1000 m'dir. Platolar, tortul ve volkanik taşlardan meydana gelmiştir.

Orta Fırat Bölümü'nde yazları sıcak ve kurak, kışları serin ve yağışlı olan Akdeniz iklimi görülür.

Bölümün en gelişmiş ili Gazi Antep'tir. Adıyaman, Nizip, Birecik, Şanlıurfa, Harran, Suruç, Ceylanpınar, Siverek, Viranşehir bölümün diğer önemli il ve ilçe merkezleridir.

Halkın geçimi, tarım ve hayvancılıktan sağlanır. Tarım ürünü olarak tahıl, mercimek, antep fıstığı yetiştirilir. Ayrıca bağlar, bahçeler ve zeytinlikler yer alır. Bunun yanısıra pamuk, çeltik ve susam da ekilir.

Adıyaman ve Kâhta'da petrol çıkarılmaktadır

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

COĞRAFİ KONUMU

Yurdumuzun doğusunda 164.000 km2 lik bir alanla Türkiye yüz ölçümünün % 21'ini kaplamaktadır. Tüm coğrafi bölgelerimiz arasında yüz ölçümünün büyüklüğü bakımından 1. sırada yer alır. Kuzey-güney yönünde en geniş alan kaplayan bölgemizdir (enlem farkı en fazla).

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Bölgenin ortalama yükseltisi 2000 - 2200 m arasındadır. Ortalama yükseltisi en fazla olan bölgemizdir. "Türkiye'nin çatısı" olarak isimlendirilir. Bölgenin en alçak yeri olan Iğdır Ovası (850m) dahi İç Anadolu'nun ortalama yükseltisine yakındır. Erzurum Ovası 1800 m , Yüksekova 2200 m yükseltiye sahiptir. Bölgede yer alan ovaların ortalama yükseltisi 1500'dir.

Bölgede bulunan dağlar, doğu-batı doğrultusunda ve üç sıra halinde uzanırlar. Dağlar arasında ise çöküntü ovalan yer alır. Bölgenin kuzeyinde, batıdan doğuya doğru Çimen, Kop, Allahuekber ve Yalnızçam Dağları uzanır. Orta sırada Munzur (Mercan) Dağları, Karasu-Aras Dağları ve Ağrı Dağı bulunur. Güneyde yer alan dağlar ise Güneydoğu Toroslar, Bitlis Dağları, Buzul (Cilo) Dağlarıdır. Bu dağlar üçüncü jeolojik zamanda Alp-Himalaya orojenik sisteminin uzantısı olarak kıvrılma sonucu oluşmuştur.

Bölgede Van Gölü'nün kuzeyinde kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan kırık hattı boyunca Nemrut, Süphan, Tendürek, Ağrı (5137m) volkanik dağları uzanır.

Ağrı Dağı Türkiye'nin en yüksek noktasını oluşturur.

Bölgede kıvrım dağları arasında yer alan çöküntü ovaları da doğu - batı yönünde uzanır. Bu ovalardan Elbistan, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Van, Yüksekova ve Başkale güneyde, Erzincan, Tercan, Aşkale, Erzurum, Pasinler, Horasan, Kağızman, Iğdır ovaları kuzeyde bulunur.

Bölgede platolar da geniş alan kaplar. Erzurum-Kars platosu Doğu Anadolu'nun en geniş plâtosudur. Bundan başka Fırat ve kolları tarafından parçalanmış plato görünümü kazanmış yüksek yaylalar oldukça fazladır.

BÖLGEDEKİ YER ŞEKİLLERİNİN ETKİLERİ

  • Yükseltiden dolayı sıcaklık değerleri düşmüştür.Tarım ürünleri düşük sıcaklığın etkisiyle daha geç olgunlaşır. Tarım ürün çeşidi azdır.

  • Bölgede yer şekillerine bağlı olarak Kuzey-güney doğrultusunda ulaşım zordur. Ulaşım Doğu-batı yönünde daha kolaydır. Türkiye'de ulaşım ağının en seyrek ve en elverişsiz olduğu bölgedir.

  • Ekilebilen alanlar azalmıştır. Sanayi de gelişmediğinden halk daha çok tarım kesiminde çalışmaktadır. Dolayısıyla Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgemizdir.

  • Hidroelektrik potansiyeli en yüksek akarsular bu bölgemizdedir.

  • Gerçek sı caklık ile indirgenmiş sıcaklık arasında farkın en fazla olduğu bölgedir.

  • Gerçek yüz ölçüm ile izdüşüm yüz ölçüm arasında da farkın en fazla olduğu bölgedir.

  • Yer şekilleri ve iklimin olumsuz etkisinden dolayı tarımsal faaliyet gelişmemiştir. Bölgede birinci ekonomik faaliyet hayvancılıktır.

TOPRAK

Bölgenin yüksek kesimlerinde dağ - çayır toprakları bulunurken, Erzurum - Kars Plâtosu’nda çernezyom toprakları bulunur. Bölgenin diğer plâtolarında ise kestane renkli topraklar, çöküntü ovalarında kireç ve kil miktarının fazla olduğu vertisol topraklar ile rendzinalar bulunur. Ayrıca yer yer alüvyal topraklar da yer almaktadır

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Kış mevsimi uzun ve soğuktur. Sıcaklık -40°C'ye kadar düşer.

Yaz mevsimi ise sıcak ve kısadır. Sıcaklık 20°C nin üzerine çıkar.

Kış mevsiminde yağışlar genelde kar şeklindedir ve hiç erimeden uzun süre yerde kalır.

Yıllık sıcaklık farkı 30°C den fazladır.

Bölgenin güneyine ve batısına doğru gidildikçe sıcaklık ortalamaları artar (enlem ve yükseltinin azalmasıdır).

Karasallığın etkisiyle en fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer (Erzurum-Kars Bölümünde)Yıllık ortalama 500-600 mm yağış alır. Buharlaşma az olduğu için bu yağış yeterli olur.

Bölge, İç Anadolu'dan daha yüksekte olduğundan daha fazla yağış alır. Kışlar karasallığın etkisiyle daha sert geçer.

Doğal bitki örtüsü steptir. Ancak yaz yağışları sebebiyle çayır şeklindedir. Yağışın fazla olduğu dağlık bölgelerde ormanlar vardır. Türkiye orman varlığı bakımından 5. büyük bölgemizdir.

Iğdır Ovası, Doğu Anadolu Bölgesi'nin en az yağış alan yeridir. Buranın yıllık yağış, ortalaması 250 mm'nin altındadır. Buna karşılık Iğdır Ovası, alçakta bulunmasından dolayı kış mevsimi daha ılık geçer.

NÜFUS ve YERLEŞME

Yüz ölçümü en geniş olan bu bölgemizde yer şekilleri ve iklimin de etkisi ile nüfus azdır. Nüfus bölgede daha çok çöküntü hendekleri içindeki ovalarda toplanmıştır. Toplu yerleşme tipi görülür. Nüfus yoğunluğu, Türkiye nüfus yoğunluğunun altındadır.

2000 yılı nüfus sayımına göre, nüfus miktarı ve yoğunluğu en az olan bölgemizdir ( 36 kişi/km ² dir. ) Bölgede şehirleşme oranı çok düşüktür (%28). Kırsal nüfus oranı ise çok fazladır (%72). Karadeniz Bölgesi'nden sonra kırsal nüfus oranı en fazla olan bölge Doğu Anadolu Bölgesi'dir. Bölgede nüfusun %80'i tarım ve hayvancılık ile uğraşır. Sanayi gelişmediği için diğer bölgelere Karadeniz'den sonra en çok göç gönderen bölgemizdir.

Yer şekillerinin engebeli olması nedeniyle, tarım alanları kısıtlıdır. sanayi de gelişmediğinden tarımla uğraşan nüfus fazladır. Bunun sonucunda tarımsal nüfus yoğunluğu fazladır. Bölgenin bazı yerlerinde tarımsal nüfus yoğunluğu 500'e kadar çıkmaktadır.Erzurum, Elazığ ve Malatya bölgenin büyük yerleşim birimleridir.

Not: Doğu Anadolu Bölgesi'nde Erzurum, Malatya, Elazığ, Kars ve Van'da kurulan üniversiteler, bölgenin eğitim ve kültür faaliyetlerine büyük katkıda bulunmaktadır.

TARIM

Bölge yüzölçümünün %10'unda ancak tarım yapılabilir. Yer şekilleri ve iklimin olumsuz etkisinden dolayı tarımsal faaliyet gelişmemiştir. Bölgedeki tarım etkinlikleri en çok bölgenin güneyindeki çöküntü ovalarında (Elbistan, Malatya, Elazığ ve Muş ovaları) yoğunlaşır.

Bölgede buğdayın yetiştirilemediği yerlerde yetişebilmektedir.Sebepleri: Düşük sıcaklığa dayanıklı olması, kısa sürede hasat edilebilmesidir.

Buğday

Arpadan sonra en fazla tarımı yapılan ürün buğdaydır.

Tütün

Bitlis, Malatya ve Elazığ çevresinde yetiştirilir.

Pamuk

Iğdır ovasında pamuk yetiştirilir.

Kayısı

Malatya, Türkiye ve Dünyada kuru kayısı üretiminde ilk sırada yer alır.

Ayrıca patates, lahana gibi çeşitli ürünler de yetiştirilir.

Genel olarak sıcaklığın düşük olmasından dolayı sebzecilik gelişmemiştir. Bundan dolayı sebze tarımına en az elverişli bölge Doğu Anadolu'dur.

Doğu Anadolu Bölgesi, hayvancılıkta elverişli şartlara sahip olduğu gibi olumsuz şartlar da taşır. Çayır ve otlakların fazla yer kaplaması hayvancılığı teşvik edici, kışların uzun ve sert geçmesi ise sınırlayıcı bir özelliktir. Erzurum-Kars Bölümü'nde yaz yağışları ile oluşan çayırların geniş alan kaplaması büyükbaş hayvancılığın gelişmesini sağlamıştır

Bölgenin güneyindeki ovalık alanlarda ise küçükbaş hayvanlardan koyun yetiştiriciliği önem kazanmıştır. Dağlık yörelerde ise kıl keçisi yetiştirilmektedir.

Canlı hayvan, yapağı, tereyağı ve peynir halkın önemli geçim kaynaklarıdır. Hakkâri, Kars ve Bitlis'te arıcılık gelişmiştir. Türkiye bal üretiminin %20'sini Doğu Anadolu Bölgesi verir.

SANAYİ

Doğal koşulların olumsuz etkisinin yaşandığı Doğu Anadolu Bölgesi'nde endüstri yeterince gelişmemiştir. Sanayi bakımından en geri kalmış bölge­dir. Sanayi kuruluşları yetersiz olduğu için, bölge halkı geçimini daha çok tarım ve hayvancılıktan te­min eder. Bölgede bulunan kuruluşlar daha çok tarıma dayalıdır. Maden çıkarımı bakımından zengin olsa da madenlerin işletilmesi azdır.

Doğu Anadolu Bölgesi, maden varlığı ve elekt­rik enerjisi üretimi ile Türkiye sanayisinin gelişmesine büyük katkıda bulunmaktadır. Yalnızca Keban Barajı Türkiye'de üretilen elektrik enerjisinin yaklaşık % 25'ini sağlamaktadır

Bölgedeki Başlıca Sanayi Kuruluşları

Et Kombinaları : Malatya, Elazığ, Erzurum, Ağrı ve Van'da bulunur. Et üretiminin %25'i bu bölgeden karşılanır.

Şeker Fabrikaları : Malatya, Elazığ, Van, Erzu­rum, Muş ve Erzincan'dadır.

Dokuma ve İplik Fabrikaları : Daha çok pamuklu dokuma gelişmiştir. Malatya ve Erzincan'daki fabrikalarda pamuk işlenir.

Sigara Fabrikaları: Malatya ve Bitlis'te kurulmuştur.

Çimento Fabrikaları : Elazığ, Erzurum, Kars ve Van'da kurulmuştur

YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Türkiye'de maden çeşitliliği ve rezervinin (miktar) en fazla olduğu bölge, Doğu Anadolu Bölgesi ve özellikle Yukarı Fırat Bölümü'dür.

Demir: Türkiye'de çıkarılan demirin %35'ten fazlası bu bölgede Divriği (Sivas), Hekimhan ve Hasançelebi (Malatya)'de çıkarılır.

Krom : Türkiye'deki kromun %33'ü bu bölgeden çıkarılır. Ergani, Guleman ve Maden önemli krom yataklarının bulunduğu merkezlerdir.

Bakır : Türkiye'deki bakırın önemli bir kısmı bölgeden çıkarılır. Maden, Ergani ve Pütürge'de bakır yatakları vardır.

Kurşun-Çinko : Kurşunun %90'ı, çinkonun %75'i Keban'da çıkarılır. Bu madenler Keban'da "Simli Kurşun İşletmeleri'nde" işlenir. Ancak son yıllarda üretim durma aşamasına gelmiştir.

Linyit : Elbistan, İspir ve Erzurum çevresinde çıkarılır. Türkiye'deki linyit üretiminin %10'u bu bölgeden elde edilir. Afşin - Elbistan termik santralinde enerjiye dönüştürülür.

Oltu Taşı : Erzurum'un Oltu ilçesinde çıkarılır. Tür­kiye ve Dünya üretiminde bölge birinci sıradadır.

Asbest: Erzincan çevresinde çıkarılır.

Barit: Muş ve çevresinde çıkarılır.

Kalay : Elazığ ve çevresinde çıkarılır.

Kaya tuzu : Kağızman, Narman ve Kars çevresinde kaya tuzu yatakları bulunmakta ve bu yataklardan tuz elde edilmektedir.

TURİZM

Doğu Anadolu'da bulunan, Ağrı Dağı, Van Gölü, Nemrut Dağı, Süphan Dağlan, Sat Dağları, Mercan Vadisi Milli Parkı turistlerin ilgisini çeken doğal güzelliklerdir. Bölgede dağcılık ve kış sporları için çok uygun ortamlar vardır. Palandöken Dağları'nda, Bingöl'de ve Sarıkamış'ta dağ sporları tesisleri bulunmaktadır. Bölgedeki göller, doğal güzellikleriyle birer gezi ve eğlence yerleridir. Ba­zı göllerin kıyısında da kamplar ve plaj tesisleri vardır. Doğubeyazıt yakınlarındaki İshak Paşa Sarayı da önemli turizm alanlarından birisidir. Erzurum ve Diyadin'de bulunan kaplıcalar sağlık turizmi için önemlidir

BÖLÜMLERİ

YUKARI FIRAT BÖLÜMÜ

Genel olarak dağlık olmakla beraber, geniş çöküntü ovalarına ( Afşin-Elbistan, Malatya, Elazığ ve Bingöl) sahiptir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olan sert karasal iklim şartları bu bölümde daha az etkilidir. Kış mevsimi bölgenin diğer bölümlerine nazaran daha ılımandır. Sebebi yükseltinin azalması ve baraj göllerinin ılımanlaştırıcı etkisidir. Yağışlar ilkbahar mevsimine kaymıştır.

Bölgede nüfus miktarı ve yoğunluğunun en fazla olduğu bölümdür. sebepleri ; iklim şartlarının daha ılıman olması, tarım alanlarının geniş alan kaplaması, sanayinin gelişmiş olması ve ulaşım imkanlarının daha iyi olmasıdır.

Bölüm, Türkiye'de maden çeşitliliği ve rezervi en fazla olan bölümdür.

Bölgede sanayinin en fazla geliştiği bölümdür.



ERZURUM-KARS BÖLÜMÜ

Türkiye'nin ortalama yükseltisi en azla olan bölümüdür. Bu sebeple Türkiye'de kışları en sert geçen bölüm burasıdır. Bölümde sert karasal iklim etkilidir. Karasallığın etkisiyle bölümde en fazla yağış yazın, en az yağış kış mevsiminde düşmektedir. Yaz yağışlarıyla ortaya çıkan gür ot ve çayırlardan dolayı büyük baş hayvancılık gelişmiştir.

İklimin elverişsizliği sebebiyle birinci ekonomik faaliyet hayvancılıktır.

Bölümde tarım daha çok Aras Vadisi ile Iğdır Ovası'nda yoğunluk kazanmıştır.



YUKARI MURAT-VAN BÖLÜMÜ

Dört bir yanı dağlarla kuşatılmış Yukarı Murat-Van bölümünün orta kısmı, 1500 m’yi geçmeyen, güneybatıya doğru eğimli bir havzadır ve bir plato görünümündedir. Büyük kısmı volkanik materyal ile örtülüdür. Bölgedeki başlıca volkanik dağlar bu bölümde yer almaktadır. Buradaki ovaların bir kısmı çöküntü ovalarıdır.

Bölümde bulunan Van Gölü, Türkiye'nin en büyük gölüdür. Üzerinde ulaşım yapılabilmektedir. Volkanik set gölüdür ve suları sodalıdır.

Engebeli olduğundan tarım alanları sınırlıdır. Tarım daha çok bölümün batısında yoğunlaşır. En önemli ekonomik uğraş küçük baş hayvancılıktır. Sanayi fazla gelişmemiştir. Daha çok tarıma dayalı sanayi gelişmiştir.


HAKKARİ BÖLÜMÜ

Türkiye'nin en dağlık ve en engebeli bölümüdür. Bölümün tek ovası Yüksekova'dır.

Türkiye'de nüfus yoğunluğu en az olan bölümdür. Sebepleri; yer şekillerinin engebeli olması, tarım alanlarının sınırlı olması,ulaşım ve sanayinin gelişmemiş olmasıdır.

Bölümün en önemli ekonomik uğraşı hayvancılıktır.

AKDENİZ BÖLGESİ

AKDENİZ BÖLGESİ

COĞRAFİ KONUMU

Bölge ismini güneyindeki Akdeniz'den alır. Ege Bölgesi ile olan sınırı Köyceğiz gölünün batısından başlayarak Sultan dağlarına kadar uzanır. Kuzeyde İç Anadolu Bölgesi'ne komşudur. Bölgeyi kuzeydoğudan Doğu Anadolu Bölgesi ve doğudan G.Doğu Anadolu Bölgesi çevreler.

Yurdumuzun güneyinde alan bakımından 4. büyük bölgemizdir

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Bölgenin büyük bir kı smı Toros Dağları ve yüksek platolarla kaplıdır. Genel olarak engebeli ve dağlıktır. Toroslar, III. Jeolojik zamanda oluşmuş Alp – Himalaya sistemine bağlı genç kıvrım dağlarıdır. Batı ve Orta Toroslar bölge içinde geniş yer tutar.

Batı Toroslar Antalya Körfezi'nin her iki yanında da yer alır. Bey Dağları, Çiçekbaba ve Barla Dağları Antalya Körfezi'nin batısında, güneybatı - kuzeydoğu yönünde uzanırlar. Sultan Dedegöl ve Geyik Dağları Antalya Körfezi'nin doğusunda kuzeybatı - güneydoğu yönlü uzanır.

Anamur Burnu'nun kuzeyinden başlayan Orta Toroslar, güneybatı - kuzeydoğu yönlü uzanan üç kütleden oluşur. Bunlar, Bolkar Dağları, Aladağlar, Tahtalı Dağları ve Binboğa Dağları'dır. Akdeniz Bölgesi'nde Toroslar'dan başka Hatay - K. Maraş istikametinde uzanan dağların oluşturduğu bir dış sıra halinde Nur (Amanos) Dağları uzanır.

Dağların kıyıya paralel uzanması, dalga aşındırmasının fazla olmasına ve kıyılarda yalıyarların (falezlerin) çokluğuna neden olmuştur.

Akdeniz Bölgesi'nde yer yer plato alanları bulunur. Bunlardan biri Antalya Körfezi'nin batısındaki Teke Platosu, diğeri de Anamur Burnu'nun gerisindeki Taşeli Plâtosu'dur. Antalya Körfezi'nin batısındaki dağlarla ve platolarla kaplı karstik arazi "Teke Yöresi" olarak adlandırılır. Teke Yöresi ve Taşeli Platosu bölgenin en tenha yerleridir.

Türkiye'de karstik yapının yaygın olduğu yerlerde yağışın fazla olmasına karşın yeraltına sızmanın çok olması, yerüstü sularının zayıf olmasına yol açar. Bu nedenle de bu yerlerde nüfus yoğunluğu azdır.

Dağlar kıyıdan itibaren yükseldiği ve kıyıya paralel olduğu için iç kısımlarla ulaşım ancak bazı geçitlerle sağlanabilmektedir.

Bölgedeki başlıca geçitler şunlardır: Göller Yöresi'ni Antalya'ya bağlayan Çubuk geçidi, İç Anadolu'yu Silifke'ye bağlayan Sertavul geçidi, Amik Ovası'nı İskenderun'a, hatta Suriye'ye bağlayan Belen geçidi ve Çukurova'yı İç Anadolu'ya bağlayan Gülek geçididir.

Bu bölgedeki ovalar çöküntü alanlarında alüvyonların yığılması ile oluşmuş birikim alanlarıdır. Bu birikim alanlarından en önemlileri Çukurova delta ovası ile Hatay çukurluğundaki Amik ovasıdır. Akdeniz Bölgesi'nin batısında da kıyıda Antalya ovası ile Göller yöresinin küçük çöküntü ovaları bulunmaktadır.

Akdeniz Bölgesi genel olarak engebeli ve dağlıktır. Bölgenin % 80'ini kıyıya paralel uzanan Toros Dağları ile yüksek platolar oluşturur. Bu durum, bölgede nüfus dağılışını, kara ulaşımını, bitki örtüsünü, turizm çeşitliliğini çok etkiler. Sanayi ürünleri çeşitliliği ise bu durumdan en az etkilenir.

TOPRAK

Genel olarak yağış ve sıcaklığın yeterli olması, toprak içerisindeki demir bileşiklerinin daha hızlı oksitlenmesini sağlamıştır. buna bağlı olarak toprak kırmızımsı bir renk alır. Özellikle kireç taşlarının çatlaklı olması sonucunda hava ve su dolaşımı çok iyi gerçekleşir. bu ise kireç taşlarının bulunduğu sahalarda toprağın kızıllaşmasını daha da hızlandırır. Bunun sonucunda Akdeniz Bölgesi'nin karstik arazilerinde kırmızımsı renkte terra rossa toprakları yaygındır.

AKARSU ve GÖLLER

Bölgedeki akarsular düzensiz rejime sahiptirler. Akarsu rejiminin düzensiz olmasında çeşitli faktörlerin etkisi vardır. Bunlar:

  • Bölgede etkili olan Akdeniz ikliminde yağışların çoğu kış aylarında görülür. Yaz ayları ise çok sıcak ve kurak geçer. Bunun sonucu olarak akarsular kışın kabarır, yazın ise kuruyacak seviyeye gelir.

  • Bölgede karstik yeryüzü şekillerinin geniş yer tuttuğu görülür. Bunun sonucu olarak, yağışlı mevsimlerde suyun bir kısmı yer altına sızarak akarsuların fazla kabarmasını önler. Yazın ise yeraltı suyunun akarsuya karışarak su seviyesinin alçalmasını az da olsa engellediği görülür.

Bölgenin en önemli akarsuları, Asi, Seyhan, Ceyhan, Göksu, Manavgat, Aksu ve Dalaman çayıdır.

Bölge göl bakımından zengindir. Batısında tektonik ve karstik etkenlerle oluşan göllerin yer aldığı Göller Yöresi bulunmaktadır. Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla, Söğüt, Salda, Elmalı ve Kovada gölleri bulunur.

Eğirdir Gölü tatlı su gölüdür. Bunun nedeni fazla sularını yer altından Aksu'ya ve dolayısıyla Akdeniz'e boşaltmasıdır. Bu göllerden Suğla Gölü, zaman zaman kuruyacak derecede su kaybına uğrar.

Doğuda Hatay yöresindeki Amik Gölü de, Asi nehrinin taşkınlarının bataklık şeklinde olduğu bir göldür. Bu alan akarsuların getirdiği alüvyonlarla büyük ölçüde dolmuştur

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bölgede karakteristik Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık sıcaklık ortalaması 18°C'dir. Kıyıda yıllık yağış miktarının 1000 mm yi bulduğu yerler vardır. Akdeniz kıyıları kış mevsiminin en ılık geçtiği bölgemizdir. Buna yol açan nedenler, nemlilik miktarı, güneş ışınlarının düşme açısı ve Toros Dağları'nın doğrultusu ve yükseltisidir. Toroslar, kışın kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin kıyıya inmesini önler.

Yağış maksimumu kış mevsimine rastlar.

Bölgedeki yaz kuraklığı ise, dinamik yüksek basınç alanlarının etkili olması, bölgenin alçalıcı hava hareketlerinin etkisine girmesinin sonucudur.

Kıyıdan itibaren yükseldikçe sıcaklık düşmekte, yağış miktarı artmaktadır.

Denize dönük yamaçların etekleri bol yağış alır. Batıda Antalya çevresi doğuda, Hatay, Dörtyol, Osmaniye, Kadirli, Bahçe çevresi 1000 mm civarında yağış alır. Oysa ovadaki Mersin ve Adana çevresi 600 - 700 mm yağış almaktadır.

Karasallaşmanın belirgin olduğu yerler, bölgenin batı kesiminde genişler. Göller yöresi ve Teke yöresi karasallığın en belirgin olduğu yerlerdir. Sıcaklık farkları artar, kışlar daha uzun sürer.

Akdeniz Bölgesi'nde 700 - 800 m'ye kadar maki bitki örtüsü hakimdir. Maki, zeytin, mersin, defne, sakız ağacı, zakkum, keçiboynuzu, vb. kuraklığa dayanıklı bodur bitkilerden oluşur.

Bölgedeki ormanlar, makiden sonra başlar, 2400 m'ye kadar devam eder. Daha sonra dağ çayırları yer alır. Orman alanları üzerindeki dağ çayırları yazın kuraklığın etkisi ile kururlar.

Akdeniz Bölgesi'nin iç kesimlerine doğru gidildikçe iklim karasallaşır. Özellikle Göller Yöresi'nde yıllık yağış miktarı ve kış sıcaklık değerleri düşmüştür.

NÜFUS ve YERLEŞME

2000 nüfus sayımına göre, bölgede 8 706 005 kişi bulunmaktadır. Nüfus sayısı bakımından dördüncü sırada yer alır. Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır.Akdeniz Bölgesi'nde nüfusun %70'i Adana Bölümü'nde toplanmıştır.

Bu Durumun Başlıca Nedenleri;

  • Zengin tarım alanı olan Çukurova'nın varlığı,
  • Çukurova'da tarım ürünleri işleyen sanayi kuruluşlarının fazlalığı,
  • Adana Bölümü'nün iç kesimlerle bağlantısının düzgün olmasıdır.

Adana Bölümü'nde Adana, Mersin, İskenderun, Antakya, Kahraman Maraş, Tarsus, Kilis, Kozan, Kadirli, Osmaniye gibi büyük il ve ilçelerde sanayi, tarım ve ticaretin aktif olması nüfusun artmasına neden olmuştur.

Antalya Bölümü'nde ise nüfus, bölge nüfusunun %30 unu oluşturur.

Çünkü;

  • Antalya Ovası Çukurova kadar verimli değildir.
  • Kalkerli kayaların varlığıyla karstlaşma, tarım hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Antalya Bölümü'nde ulaşım fazla gelişmemiştir. Burdur ve Isparta yöresi demir yoluyla Ege Bölgesi'ne bağlanmış ve İzmir'in ard bölgesi durumuna gelmiştir.
  • Antalya Bölümü'ne bağlı kıyı ovalarının, son yıllarda turizm faaliyetlerine bağlı olarak nüfusu artmaktadır.

Buna karşılık toplu yerleşme daha fazladır. Ancak suyun bol olduğu yörelerde dağınık yerleşmeye rastlanır. Bölgenin kıyı ovalarında turistik tesislerin yaygınlığından dolayı dağınık yerleşme hakimdir. Bölgede köy ve kasaba evlerinin yapı malzemesini daha çok kalker taşları oluşturur.

Akdeniz Bölgesi nüfus yoğunluğu açısından Türkiye ortalamasının altında bir durum gösterir. Bunun en önemli nedeni bölgenin %90'ını işgal eden Toroslar'dır.

Toroslar, Teke ve Taşeli Yöresi Türkiye'nin en seyrek nüfuslu yerlerindendir.

Çukurova'da nüfus yaz mevsiminde artmaktadır. Bu artışta tarım işçilerine olan gereksinimin artması rol oynar.

TARIM

Bölgede tarım alanları sınırlı olmasına rağmen kıyı şeridinde en önemli ekonomik etkinlik tarımdır. En önemli tarım alanları başta Çukurova olmak üzere Amik ve Antalya ovalarıdır.

İklim özellikleri tarımsal yaşamı şekillendirir. Tarım alanlarından yıl içinde birden çok ürün alma bakımından en elverişli koşullara sahip olan bölgemizdir.

Bölgede yetiştirilen başlıca tarım ürünleri şunlardır:

Buğday

Bölgenin hemen her tarafında yetiştirilir. Çukurova'da pamuk ekilmeyen alanlarda da ekilir.

Pirinç

Hatay'da Amik Ovası'nda, K. Maraş çevresinde ve Silifke civarında yetiştirilir.

Pamuk

Başta Çukurova olmak üzere diğer kıyı ovalarında yetiştirilir.

Tütün

Göller Yöresi'nde ve Hatay çevresinde yetiştirilir.

Gül

Özellikle Isparta ve Burdur çevresinde tarımı yapılır.

Turunçgiller

Kıyı boyunca Finike, Antalya, Alanya, Anamur, Silifke, Mersin, ve Dörtyol'da yetiştirilir.

Muz

Alanya ve Anamur çevresinde yetiştirilir. Türkiye'de yetiştirilen muzun tamamı bölgeden karşılanır

Haşhaş ve şekerpancarı

Özellikle Göller Yöresi'nin ürünleridir.

Zeytin ve üzüm

Kıyı şeridinde hemen her yerde yetiştirilir. Ancak bölge halkı daha kârlı olan pamuk üretimine önem verdiği için zeytincilik ve bağcılık fazla gelişememiştir.

Bölge soya fasulyesi, yer fıstığı ve mısır üretiminde de Türkiye'de ilk sıradadır.

Seracılığın en yaygın olduğu bölge Akdeniz Bölgesi'dir. Bölgede kış sıcaklığının sıfır derecenin altına düşmemesi turfanda sebze ve meyveciliğin gelişmesine yol açmıştır. Mersin - Antalya kıyı şeridi turfanda sebzeciliğin en yaygın olduğu yerdir.

Akdeniz Bölgesi'nde hayvancılık fazla gelişmemiştir. Sığır, koyun ve keçi Toroslar'da yaylacılık sistemiyle yetiştirilir. Hayvanlardan en yaygın olanı kılkeçisidir. Çünkü bu hayvan Toroslar'ın sarp yamaçlarında yaşamını kolayca sürdürür.

SANAYİ

Adana Bölümü'nde sanayi daha fazla gelişmiştir. Adana Bölümü'nde dokuma, tütün, gıda, kimya, tarım araçları, çimento, madeni eşya, cam ve tuğla fabrikaları vardır.

Mersin, önemli bir liman kentidir. Bu ilimizde, Ataş petrol rafinerisi bulunur.

Antalya'da ferro - krom tesisleri, yağ fabrikaları bulunur.

Isparta'da gülyağı fabrikaları, çimento fabrikası, tarım araçları yapım merkezleri ve halı fabrikası bulunur.

Burdur'da gül yağı fabrikası, şeker fabrikası, tarım araçları fabrikası, süt ve yem fabrikaları yer alır.

YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Krom : Fethiye- Dalaman ve Adana (Aladağlar) çevresinde çıkarılır.

Barit : Mersin ve Adana çevresinde çıkarılır.

Boksit(alüminyum): Batı Toroslar'da Seydişehir çevresinde çıkarılır.

Kükürt : Keçiborlu (Isparta) çevresinde çıkarılır.

Demir : Adana (Feke ve Saimbeyli) çevresinde çıkarılır.

Asbest : Doğu Akdeniz'de Hatay çevresinde çıkarılır.

TURİZM

Bölge turizmden elde edilen gelirler bakımından 3. sıradadır.

Burdur'da İnsuyu mağarası, Alanya'da Damlataş mağarası, Tarsus'ta Yedi uyuyanlar mağarası, Antalya yakınlarında Karain mağarası, Düden, Manavgat Kurşunlu ve Tarsus şelaleri, Mersin'deki Cennet ve Cehennem obrukları ve Dilek kuyu mağarası bölgede yer alan ve turizm faaliyetlerine neden olan karstik şekillerdir.

Ayrıca yazın erken başlaması deniz turizminin de erken başlamasına ve gelişmesine neden olmuştur. Bütün Akdeniz kıyıları boyunca turistik tesisler kurulmuştur ve kurulmaktadır. Akdeniz Bölgesi'nde Olimpos - Beydağları Sahil,Güllük Dağı (Termessos), Kovada Gölü, Kızıldağ, Köprülü Kanyon ve Karatepe - Aslantaş milli parkları bulunur.

Antalya'da her yıl düzenlenen Altın Portakal Film Festivali ile Mersin Moda ve Tekstil Fuarı da önemli turizm etkinliklerindendir.

BÖLÜMLERİ

Antalya Bölümü

Taşeli Platosu'nun batısında kalır. Antalya Bölümü endüstriyel gelişim bakımından Adana Bölümü'nden daha geridedir. Bunun nedeni Antalya Bölümü'nün dağlık olması ve tarım yapılan ovaların azalmasıdır.

Bozova, Elmalı, Acıpayam, Tefenni gibi karstik ovalara sahiptir.

Antalya Bölümü, Adana Bölümü'nü turizmde, seracılıkta ve yağış miktarında geçmiştir. Antalya Bölümü'nde yeryüzü şekillerinin etkisiyle tarım yapılan alanlar daha dardır. Dağları kıyıdan itibaren ani olarak dikleşir ve iç kısımlarla olan bağlantıyı zorlaştırır. Böylece bölgenin art bölgesi yok denecek kadar azdır. Bu da Antalya Bölümü'nde endüstriyel gelişimin, Adana Bölümü'nden daha geri olmasına neden olmuştur.

Turizm potansiyeli bakımından Antalya Bölümü, Adana Bölümü'nden çok önde gelir. Sanayi kuruluşlarının çokluğu yönüyle Adana Bölümü Antalya Bölümü'ne göre öndedir. Kıyı ovalarının genişliği yönüyle değerlendirildiğinde Adana Bölümü'nde yer alan Çukurova'nın Antalya Ovası'ndan çok geniş olduğunu görürüz. Tarımın ve sanayinin yoğun olarak yapıldığı Adana Bölümü'nde nüfus daha yoğundur. Antalya ve Adana Bölümü iklim şartları bakımından benzerlik gösterir. Her iki bölümde karakteristik Akdeniz iklim koşulları görülür.

İklim özellikleri her iki bölümde aynıdır.

Sulama suyu miktarı şartları itibariyle iki bölüm de aynı avantajlara sahiptir.

Tarım alanlarının kullanış biçimi her iki bölümde benzerdir.

ADANA BÖLÜMÜ

Bölüm yüz ölçüm olarak Antalya Bölümünden daha büyüktür. Bölümde verimli ovalar geniş alan kaplar. Bölümün batısında bulunan Taşeli platosunun yüzeyi kireç taşlarından (kalker) oluşmuştur. Bu sebeple burada kireç taşlarının çözünmesi sonucu oluşmuş karstik şekiller meydana gelmiştir. Başlıcaları; Cennet-Cehennem obrukları, Dilek kuyu mağarası, yedi uyuyanlar mağarası gibi.

Bölge nüfusunun yarıdan fazlası bu bölümdedir. Sebepleri : Verimli tarım alanları, sanayinin gelişmiş olması ve ulaşım imkanlarının daha iyi olmasıdır. Bölümün en gelişmiş ili Adana'dır. Adana aynı zamanda Türkiye'nin 4. büyük kentidir. Adana ;Tarım, sanayi,ticaret ve eğitim kentidir.

Bölümün en önemli ticaret merkezleri Adana ve Mersin'dir. Mersin'de yer alan serbest ticaret bölgesi ve Mersin Limanı bölüm ticaretinde önemli paya sahiptir.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

COĞRAFİ KONUMU

Bölge, Ana­dolu'nun orta kısmında yer alır. Bu konumu sebe­biyle "Orta Anadolu" da denir.

İç Anadolu Bölgesi'nin yüz ölçümü 151.000 km2 olup, bu alan Türkiye topraklarının %20'sini kaplar. Doğu Anadolu'dan sonra ikinci büyük bölgemizdir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında diğer bölgelerin hepsiyle komşudur.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Bölge, yeryüzü şekilleri bakımından sade bir görünüme sahiptir.

Yer şekilleri çeşitlilik göstermez. Engebe­li araziler fazla olmadığı için, kara ve demiryolu ulaşı­mına oldukça elverişlidir. Bölgenin çoğu yerinde ge­nellikle 1000 m yükseltiye sahip düzlükler bulunur.En alçak yerleri olan Sakarya ve Kızılırmak vadilerindeki yükselti 700 m civarındadır.

Bölgenin güneyinde Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan dağlar volkanik kökenli dir. Başlıcaları; Hasandağı, Karacadağ, Karadağ, Erciyes Dağı ve Melendiz Dağları'dır.

Bölgedeki kıvrım dağları ise doğuda geniş bir alan kaplar. En önemlileri, Ak dağlar, Hınzır Dağı, Tecer Dağı ve Yıldız Dağları'dır.

Platolar en fazla bu bölgemizde yer alır. Batıda Haymana ve Cihanbeyli, güneyde Obruk, doğu­da da Bozok (Kızılırmak) plâtolarıyla, Ege Bölgesi sınırı boyunca Yazılıkaya (Bayat) ve Doğu Anado­lu Bölgesi sınırı boyunca da Uzunyayla gibi platolara sahiptir.

Tuz Gölü çevresi Türkiye'nin en büyük kapalı havzasıdır.

İç Anadolu'nun bazı ovaları oldukça geniştir. Konya ovası, Türkiye'nin en büyük ovasıdır. Eski bir göl tabanıdır. Geniş ovalardan diğeri Tuz Gölü'nün gü­neyindeki Aksaray Ovası'dır. Haymana platosunun batısındaki Yukarı Sakarya Ovası da geniş alan kaplar. Küçük ovalar olan Eskişehir, Ankara, Kayseri ve Develi ovaları, platolar arasındaki çukurluklarda yer almaktadır.

TOPRAK

iç Anadolu Bölgesi’nde kahve ve kestane renkli topraklar yaygındır. 1200 m. den yüksek alanlardaki orman altlarında, organik madde bakımından zengin, koyu renkli orman toprakları vardır. Ayrıca meşe ormanları altında kireçli kahverengi orman toprakları da bulunmaktadır

AKARSU ve GÖLLERİ

İç Anadolu Bölgesi'nin en önemli akarsuları Kızıl­ırmak, Sakarya Nehri, Porsuk ve Delice çayları­dır. Bu bölge akarsuları kapalı havzada akan sel rejimli akarsulardır. İlkbahar yağışlarıyla taşar, ya­zın kuruyacak hale gelir.

İç Anadolu Bölgesi'nin güney kesimleri sularını deniz­lere gönderemez. Bu nedenle kapalı havzalar geniş bir alan kaplar. Kapalı havzaların geniş olanları, Kon­ya Ovası, Tuz Gölü ve Akşehir - Eber gölleri çevre­sinde yer alır. Seyfe Gölü, Sultan Sazlığı (Yaygölü) gibi küçük kapalı havzalar da bulunmaktadır. İç Ana­dolu Bölgesi'nin büyük bir bölümü sularını Kızılırmak, Sakarya ve Yeşilırmak'ın kolu olan Çekerek suyu sa­yesinde Karadeniz'e gönderir. Güneydoğusundaki Uzunyayla yöresi, sularını Seyhan'ın kolu olan Zamantı suyu sayesinde Akdeniz'e gönderir. Sel rejimli akarsuların en fazla bulunduğu bölgedir.

Bölgenin en büyük gölü Tuz Gölü'dür. Bu göl bu­harlaşmanın etkisiyle yazın büyük ölçüde kurumakta­dır. Tuz Gölü, tektonik oluşumludur. Derinliği fazla de­ğildir. Gölün alanı kışın ve ilkbaharda fazla alan kapla­dığı halde, yazın buharlaşma ve beslenme yetersizli­ğinden dolayı kapladığı alan azalır. Tuz ihtiyacımızın %30'unu karşılar. Diğer önemli gölleri ise Akşehir, Eber, Ilgın (Çavuşçu), Tuzla, Seyfe, Mogan ve Sultansazlığı gölleridir.

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bölgenin çevresi yüksek dağlarla çevrili olduğundan, denizlerin nemli ılıman havası bölgeye sokulamaz.

Bu nedenle bölgede, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı karasal iklim hakimdir. Bölge­de, doğuya doğru gidildikçe yüksekliğin artmasına bağlı olarak karasallık derecesi artar ve kış sıcak­lıkları çok düşük değerlere ulaşır.

İç Anadolu, ülkemizin en az yağış alan bölgesi­dir. Ortalama yağış 400 mm civarındadır. Bölge, en fazla yağışı ilkbahar aylarında sağanak halinde alır. En kurak mevsim yazdır. Yazların kurak olması ve yaz kuraklığının erken başlaması sebze türü bitkiler üzerinde olumsuz etki yapar. Bölgenin ve ülkemizin en az yağışlı yeri Tuz Gölü çevresidir(320 mm) .

Yağışların azlığı bölgenin deniz etkisine kapalı olmasından kaynaklanmaktadır. Denizden gelen nemli hava kütlesi, nemini, dağların denize bakan yamaçlarında yağış halinde bırakır. İç Anadolu Bölgesi'ne doğru eserken artık kurudur.

Bölgede görülen yağışlar konveksiyonel ve cephe­sel kökenlidir. Kırkikindi adı da verilen konveksiyonel yağışlar İlkbaharda yaygındır.

Bölgenin tabii bitki örtüsü bozkırdır. Bozkır, ilkba­har yağmurlarıyla yeşeren, bir kaç ay yeşil kalan, yaz sıcaklığı ile sararan ot topluluğudur.

İç Anadolu Bölgesi ülkemiz ormanlarının %7 sini kaplayarak bölgeler arasında 6. sırada yer alır.

NÜFUS ve YERLEŞME

İç Anadolu Bölgesi, 2000 nüfus sayımına göre yaklaşık 11 608 868 kişilik nüfus büyüklüğüyle Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırayı alır. Bu bölgenin nüfus yoğunluğu Türkiye nüfus yoğunluğu ortalamasının altındadır. İç Anadolu Bölgesi'nin nüfusu, bölgenin doğal koşullarının etkisine bağlı olarak, daha çok komşu bölgelere yakın yerlerdeki dağ eteklerinde yoğunlaşır. Bunun nedeni, sözü edilen kesimlerin daha yağışlı olması ve su kaynaklanın bol olmasıdır.

Bölgedeki ovaların aldığı yağışın az olması, nüfuslanma ve yerleşmeyi engellemiştir. Düz ovalık kesimde nüfus yoğunluğu dağ eteklerine göre azdır. Toplu köy niteliğindeki kırsal yerleşme birimleri ile kentler dağ etekleri boyunca dizilidir. Bölge nüfusunun %62'si, nüfusu 10.000'den fazla olan ve kent sayılan yerleşme birimlerinde yaşamaktadır. Tarım alanları geniş olmasına karşın nüfusun %38'i kırsal kesimde yaşar. Tarım alanlarının geniş olması, tarımsal nüfus yoğunluğunun düşük olmasına yol açar. Nüfusun dağılışı, yağış dağılışına benzerlik gösterir.

Bölgede en fazla nüfuslanmış bölüm, Yukarı Sakarya'dır. Bu bölümün yoğun nüfuslanmasında, endüstri faaliyetleri ile Ankara'nın başkent olması önemli rol oynar. Konya ve Tuz Gölü civarları nüfus yoğunluğunun az olduğu yerlerdir.

TARIM

Bölge ekonomisinin temeli tarıma dayanır. Ekili - dikili alanların oranı bakımından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırada yer alır. Çalışan nüfusun büyük bir kısmı tarımla uğraşır.

İklimin yarı kurak karakterine rağmen, çok geniş alanlar tarıma ayrılır. Bölgenin tarımı iklim şartlarına bağlıdır. Özellikle ilkbahar yağışlarının yetersizliği veya gecikmesi, tahıl üretiminde önemli dalgalanmalar meydana getirir, iklim yarı kurak olduğu için nadas ihtiyacı duyulur. Tarımın en önemli problemi sulamadır.

Bu amaçla büyük sulama kanallarının (barajların) yapılması ve yeraltı suyundan yararlanılması gerekir.Ekonominin temeli tarım ve hayvancılığa dayanır. Türkiye'de ulusal gelirin %20'sini bu bölge sağlamaktadır.

Tarım ürünleri içinde tahıllar başta gelir. Türkiye genelinde tahıla ayrılan toprakların yarıya yakını bu bölgededir. Yer şekilleri ve iklim koşulları tahıl tarımını öne çıkarır. Düzlüklerin geniş yer kaplaması makineli tarımı kolaylaştırmıştır.

Bölgenin sulanabilen bölümlerinde şeker pancarı tarımı yapılır. Buğday, şeker pancarı ve elmanın en fazla üretildiği bölgedir. Şeker pancarının özellikle Konya, Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Niğde gibi şeker fabrikalarının bulunduğu yerlerde ekimi yapılır.

İlkbahar yağışı ve yaz kuraklığı tahıla uygun ortamı oluşturmuştur. Türkiye'nin tahıl ambarıdır. Sulanabilen arazinin azlığı buğday ekim alanlarının geniş olmasına yol açmıştır. Bölgede buğday nadas yöntemiyle yetiştirilir. Alan bakımından nadasa bırakılan toprakların en fazla olduğu bölgemizdir. Bölgede yaz kuraklığının erken başlaması sebze türü bitkiler üzerinde olumsuz etki yapar.

HAYVANCILIK

İç Anadolu Bölgesi'nde yaygın olarak bozkırların görülmesi küçükbaş hayvancılığın gelişmesine neden olmuştur. Bölgede Ankara ve Eskişehir çevresinde tiftik keçisi yaygınlaşırken diğer yörelerde daha çok koyun beslenir. Küçükbaş hayvanlardan elde edilen yün ve tiftik, dokumacılığı teşvik etmiştir

SANAYİ

Bölgede önemli ulaşım yollarının geçtiği Yukarı Sakarya Bölümü sanayinin en fazla geliştiği bölümdür.

Eskişehir'de: Lokomotif, besin, motor, çimento ve inşaat malzemeleri sanayii,

Ankara'da : Dokuma, besin, tarım araçları, çimento ve mobilya sanayii,

Konya'da : Tarım araçları, besin, motor, çimento, süt ürünleri ve inşaat malzemeleri sanayii,

Kayseri'de : Halıcılık, meyve suyu, pamuklu dokuma, pastırma ve sucuk üretim merkezleri

Kırıkkale'de : Orta Anadolu petrol rafinerisi, silah fabrikası, demir -çelik endüstrisi

Sivas'ta : Besin, yem, çimento endüstrisi ile dev­let demir yollarının bakım tesisleri bulunur.

YERALTI Z ENGİNLİKLERİ

Bölgenin önemli yeraltı zenginlikleri, linyit, krom, lületaşı, tuz ve bor mineralleridir.

Krom : Eskişehir, Kayseri ve Sivas'ta çıkarılır.

Kayatuzu : Kırşehir ve Çankırı dolaylarında çıkarılır.

Linyit: Sivas ve Eskişehir'de çıkarılır.

Çinko ve Demir: Kayseri'de çıkarılır.

Civa: Konya Sarayönü'nde

Tuz:Tuz Gölü'nden elde edilir.

Lületaşı:Eskişehir'de çıkarılmaktadır. Hediyelik eşya yapımında kullanılır.

Turİzm

Bölgenin önemli turistik yerleri peribacaları, Ihla­ra vadisi, Derinkuyu'daki yeraltı kentleri (Kapadokya) dir. Konya'daki Selçuklu eserleri, Mevlana türbesi ve çeşitli yerlerdeki antik hitit kentleri önemli turistik değerlerdir.

Bölgede sağlık turizmi de gelişmiştir. Özellikle Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde, Kayseri illerinde kaplıcalar bulunmaktadır. Bu yerleşim merkezlerinde bu maksatla kurulmuş dinlenme ve konaklama tesisleri yer alır.

Bölgedeki Erciyes ve Elmadağ kayak turizmi açısından gelişmiş yerlerdir.

Bölgede özellikle Ankara'da bulunan Anıtkabir, Atatürk müzesi, Etnografya müzesi insanların en sık uğradıkları yerler arasında yer almaktadır.

İç Anadolu'da her yıl gerçekleştirilen, Kayseri Ana­dolu Fuarı ile Konya Fuarı başlıca turizm ve ticaret etkinliklerindendir.

iç Anadolu Bölgesi'nde, Boğazköy Alacahöyük Milli Parkı, Göreme Tarihi Milli Parkı ve Yozgat Çamlığı Milli Parkı gibi tarihi ve doğal yönden korumaya alınmış turizm alanları da bulunmaktadır.

BÖLÜMLERİ

İç Anadolu Bölgesi dört bölüme ayrılır:

Konya Bölümü

Bölgenin ortasında geniş bir kapalı havzadır. Bura­da büyük ovalar, plato düzlükleri, Tuz Gölü, Akşehir ve Eber gölleri ile Karacadağ ve Karadağ volkanik dağları bulunur. Türkiye'nin en kurak bölümüdür. Nüfus bakımından bölgenin en tenha bölümüdür. Halk tarım ve hayvancılıkla uğraşır. Ülkemizin en önemli tahıl alanlarından birisidir. Konya, Aksaray ve Karaman bölümde yer alan illerdir.

YUKARI SAKARYA BÖLÜMÜ

Bölgenin kuzeybatı kısmını meydana getirir. Orta Kızılırmak boylarından İçbatı Anadolu'ya kadar uzanır. Yer şekilleri daha engebeli, iklimi biraz daha nemlidir.

Yıllık yağışlar 400 mm civarındadır. İklim ve ula­şım koşullarının elverişli olması nedeniyle, böl­genin en yoğun nüfuslu bölümüdür. Bölge nüfusunun yarıya yakını bu bölümdedir.

Batı Anadolu'yu iç bölgelere bağlayan yolların geçtiği önemli bir yerdedir. Bölümde Eskişehir ve Ankara illeri yer alır.

ORTA KIZILIRMAK BÖLÜMÜ

İç Anadolu'nun, Çankırı'dan Toroslar'a kadar uzanan, içine Kızılırmak yayını alan kısmıdır. Alan bakımından bölgenin en büyük bölümüdür. Kuzey kesimi daha engebelidir.Güney kesiminde plato ve ova düzlükleri yaygındır. Ortada ise geniş Kızılırmak platosu bulunur. Erciyes volkanik dağı bu bölümde yer alır.

Tarım alanlarının oranı verimli volkanik topraklarla kaplı güney kesimden daha yüksektir. İç Anadolu'da kırsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölümdür. Kayseri, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat ve Kırıkkale bölüm içinde yer alan illerdir.

YUKARI KIZILIRMAK BÖLÜMÜ

Bu bölüm Kızılırmak'ın, Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu arasına sokulan yukarı çığırını kaplar. İç Anadolu'nun en küçük, en engebeli bölümüdür.

Dağlarla kuşatılmış bir havza görünümündedir. Engebeli olduğu için tarım alanlarının oranı daha düşüktür. Nüfusu seyrek, kentleşme oranı düşüktür. Bölgenin kışın en soğuk bölümü burasıdır. Bölümde Sivas ili bulunmaktadır.

KARADENİZ BÖLGESİ

KARADENİZ BÖLGESİ

Coğrafİ Konumu

Bölge, Türkiye’nin kuzeyindedir. İsmini kuzeyindeki Karadeniz’den alır. Bölge, doğuda Gürcistan sınırından başlayarak, batıda Sakarya Ovası ile Bilecik’in doğusunda kadar uzanır.

Türkiye yüzölçümünün % 18'ine sahip olan bölge, bu oranla yüzölçüm bakımından üçüncüdür. Doğu - batı istikametinde en uzun olan bölgemizdir. Bölge, batıdan doğuya doğru yaklaşık 1400 km lik uzunluğa, kuzey - güney istikametinde ise 100 - 200 km arasında değişen genişliğe sahiptir.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Bölgenin yeryüzü şekillerini III.jeolojik devirde Alp kıvrımları sonucu oluşan doğu- batı yönündeki Kuzey Anadolu Dağları ile bu dağlar arasındaki oluklar oluşturmaktadır.

Batıda üç kuşak halinde uzanan bu dağlar kuzeyden güneye doğru; Küre, Bolu-Ilgaz ve Köroğlu dağları şeklindedir. Ortada Canik Dağları ve Doğuda ise iki kuşak halindedir. Bunlar; kuzeyde Giresun-Rize Dağları, güneyde ise Mescit, Kop ve Çimen dağları şeklindedir.

Karadeniz boyunca uzanan dağların yükseltileri batıda 2000 m civarında olup, Orta Karadeniz'de 1000 m'ye kadar inmekte, doğuda ise yükselti 4000 m'ye çıkmaktadır (en yüksek yer Rize’de Kaçkar dağıdır).

DAĞLARIN KIYIYA PARALEL UZANMASI SONUCUNDA

  • Kıyılar fazla girintili - çıkıntılı değildir. Küçük koylar hariç, kıyılarda önemli girinti ve çıkıntı yoktur. Bu nedenle Sinop limanı dışında, büyük gemileri barındıracak doğal limandan yoksundur..
  • Güçlü dalgalar, kıyıda falez oluşumuna neden olur. Kıyılar boyuna kıyı tipi özelliğini taşır. Kızılırmak ve Yeşilırmak ağzında oluşan deltalar dışında, kıyı çoğu yerde diktir.
  • Bölgenin kuzeye bakan yamaçlarında, yamaç yağışları artmıştır.
  • Kıyı kesim ile iç kesim arasında önemli iklim farklılıkları ve buna bağlı olarak da tarımı yapılan ürün çeşidinde değişiklikler görülmektedir.
  • Yağış ve eğimin fazla olması, zeminde killi toprağın bulunması, bölgede heyelanlara yol açar. Heyelan olayının en fazla görüldüğü bölgemizdir.
  • Dağların yükselti ve doğrultusu, ulaşım, iklim ve tarımsal faaliyetleri de etkiler. Orta Karadeniz dışında ulaşım Zigana (Kalkanlı) ve Kop geçitler gibi önemli geçitlerden sağlanmıştır. Zigana geçidi Trabzon'un gelişmesine neden olmuştur.
  • Sinop, doğal limana sahip olduğu halde, dağların ulaşımı zorlaştırması nedeniyle diğer liman kentleri kadar gelişmemiştir .
  • Dağların kıyıya paralel olması tarım alanlarını sınırlandırmıştır. Dağlarda eğimin fazla olması makineli tarımı zorlaştırmıştır. Bölgede hayvan ve insan gücüne halâ ihtiyaç duyulmaktadır.
  • Dağların geniş yer kaplaması büyük kentlerin kurulmasını önlemiş, kentlerin kıyıda birbirine yakın ve küçük olmasına yol açmıştır.

TOPRAK

Bölgede, iklime bağlı olarak asit tepkime (reaksiyon) gösteren, koyu renkli, humus bakımından zengin yıkanmış çeşitli topraklar bulunur. Kuzey Anadolu Dağları’nın fazla yağış alan kuzey yamaçlarında boz ve esmer renkte kireçsiz orman toprakları yaygındır. Toprak yüzeyinde kimyasal reaksiyonun fazla olması, toprak katmanlarının kalınlaşmasını kolaylaştırır. Aynı dağların güneye bakan yamaçlarında yağışın azalması ve güneş radyasyonunun artmasıyla kireçli kahverengi orman toprakları bulunur. Batı Karadeniz Bölümü’nde de podzol topraklarına rastlanır.

AKARSU ve GÖLLERİ

Bölgenin en önemli akarsuları, Çoruh( Türkiye'nin en hızlı akışlı akarsuyudur), Yeşilırmak, Kızılırmak, Bartın(Üzerinde ulaşımın yapılabildiği tek akarsuyumuzdur) ve Yenice (Filyos) çayları ile bir bölümü bölgede yer alan Sakarya'dır.

Kaynağını dağ sıralarının denize dönük yamaçlarından alan akarsular bol yağış ve eğim nedeniyle, gürdür. Ancak küçük dereler halindedir.

Bölgede göller az ve küçüktür. Başlıcaları; Tortum, Sera, Abant ve Yedigöller (heylan set gölleri), Uzungöl (alüvyon set gölü)'dür.

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bölgede Karadeniz iklim şartları etkilidir. Her mevsim yağışlıdır. Yıllık sıcaklık farkı azdır. Yazları serin, kışları ılıktır.

Türkiye'nin en fazla yağış alan bölgesi Karadeniz'dir. İl olarak Rize (2400 mm)en fazla yağış alan ilimizdir ( Sebebi güneyindeki yüksek dağların hakim rüzgar yönüne dik olmasıdır.) Yıllık yağış miktarı 1500 mm kadardır.

Dağlar kıyı kesimin nemli havasının iç kısımlara geçmesini engeller Bölgenin kıyı ile iç kesimleri arasında önemli iklim farkları görülür.

Kıyıdan iç kesimlere doğru gidildikçe hem yağış oranı azalmakta, hem de karasallık nedeniyle sıcaklıklar düşmektedir. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde yazlar sıcak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.

Dağların yükselti ve doğrultusu nedeniyle Orta Karadeniz'de denizel iklimin yayılma alanı, Doğu ve Batı Karadeniz'e oranla daha geniştir.

Orta Karadeniz Bölümü'nde dağların iç kısımlardan başlaması nedeniyle yağış miktarında azalma görülür. Yıllık yağış 700 mm'ye kadar iner. Batıya doğru yağışlar tekrar artış gösterir, yıllık 1000 mm'yi geçer.

Doğu Karadeniz'in kıyı kesiminde kış sıcaklık ortalamaları fazla düşmediğinden burada narenciye (turunçgiller) tarımı yapılabilmektedir.

Bölgede dağların denize bakan yamaçları bol yağış aldığından gür ormanlarla kaplıdır. İç kısımlara gidildikçe soğuğa dayanıklı ağaç türleri ile bozkırlar bitki örtüsünü oluşturur. Kıyıdan yamaç boyunca yükseldikçe sıcaklığın düşmesine bağlı olarak bitki örtüsünün değiştiği görülür. Kıyıdan 800 metre yüksekliğe kadar olan alanda yayvan yapraklı ağaçlar, 800 - 1500 metre arasında karışık yapraklı ,1500-2000 metreye kadar olan alanda iğne yapraklı ağaçlar, 2000 metreden sonra ise dağ çayırları görülmektedir.

Bölgenin yağış dağılışında hakim rüzgâr gönü ile yamaçların konumu ve yükseltisi en önemli etkenlerdir. Batı Karadeniz ile Doğu Karadeniz'in yıllık ortalama yağış miktarının Orta Karadeniz'den fazla olmasında; Batı ve Doğu Karadeniz'de kıyının hakim rüzgâr yönüne dik uzanması ve yükseltinin artması rol oynar. Kıyılardaki yağış miktarının fazla ve düzenli oluşuna bağlı olarak; Akarsuların debileri yüksektir. Tarımda sulama fazla gerekmez ve nadas tarımı çok az görülür. Orman alanları geniştir.Orman yangınları görülmez.

NÜFUS VE YERLEŞME

Bölgede 2000 nüfus sayımına göre 8 439 213 kişi yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır. Fakat Orta ve Doğu Karadeniz bölümlerinin özellikle kıyı kesimlerinde nüfus yoğunluğu fazladır.

Doğal koşullar nedeniyle nüfusun büyük bölümü kıyıda toplanmıştır. İç kısımlar kıyılar kadar yoğun nüfuslu değildir.

Kıyı ovaları, maden ve endüstri bölgeleri yoğun nüfusludur. Bölgede doğal koşullar nedeniyle şehirleşme oranı düşüktür.

Bölge nüfusunun yaklaşık %70'i kırsal kesimde oturur. Türkiye genelinde en fazla kırsal nüfusa sahip bölgedir. En önemli şehir merkezleri kıyı şeridindedir. Bunlar Samsun, Zonguldak ve Trabzon'dur. Bölgedeki tarım alanlarının sınırlı oluşu, hızlı nüfus artışı, endüstrinin gelişmemesi, açık deniz balıkçılığının yapılamayışı, bölgeden diğer bölgelere (özellikle Marmara'ya) yoğun göçlere neden olmaktadır.

Diğer bölümler göç verirken Batı Karadeniz göç almaktadır. Sebepleri: Ereğli-Zonguldak taşkömürü havzalarının varlığı, Karabük ve Ereğli'de demir -çelik endüstrisinin gelişmesidir.

Orta Karadeniz Bölümü dışında iç kesimler seyrek nüfusludur. Orta Karadeniz'de ise, küçük ovaların iç kesimlerde de yer alması nüfusun kıyı ile dengelenmesini sağlamıştır.

Bölgede iç kesimlerde toplu, kıyıda dağınık yerleşme görülür. Yurdumuzda dağınık yerleşmenin en fazla görüldüğü bölge Karadeniz Bölgesi , bölüm ise Doğu Karadeniz Bölümüdür.Bu durum yağışın bol, arazinin engebeli olması ve tarım alanlarının dağınık olmasından kaynaklanır

Tarım

Her mevsim yağış görülmesi, yaz kuraklığı isteyen (buğday, arpa, yulaf, çavdar, mercimek, pamuk) ürünlerin yetişmesini önlemiştir. Kıyı kesimde tahılın yerini mısır almıştır.

Kış mevsiminde Doğu Karadeniz'de kış ılıklığı fındık, çay, turunçgil, zeytin gibi ürünlerin yetişmesini kolaylaştırmıştır. İç bölgelerde yağış azlığı orman örtüsünün azlığına, tahıl ve şekerpancarı gibi ürünlerin öne çıkmasına yol açar. Bölgede çalışan nüfusun %70'i geçimini tarımdan sağlamaktadır. En verimli tarım arazileri kuzeye bakan yamaçlarda görülür.

Bölgede Yetişen Başlıca Tarım Ürünleri

Fındık : Trabzon, Giresun ve Ordu başlıca üretim alanlarıdır. Türkiye toplam üretiminin % 83'ü bölgeden karşılanır.

Çay : Giresun'dan Gürcistan'a kadar olan kıyı şeridinde yetiştirilir. Rize çevresinde yoğunlaşır. Türkiye toplam çay üretiminin %100'ü bu bölgeden karşılanır. Tabii ekim alanı en dar olan ürünlerimizdendir.

Tütün : Daha çok Orta Karadeniz Bölümü'nde (Samsun, Amasya ve Tokat çevresi) yetiştirilir. Ayrıca Batı Karadeniz'de Düzce dolaylarında da üretimi yapılır. Türkiye toplam tütün üretiminin %15'i bölgeden karşılanır.

Mısır : Bütün kıyı boyunca yetiştirilir. Halkın temel besin maddesi olduğu için bölge ticaretinde önemi yoktur.

Elma : Bölgede Amasya başta olmak üzere Kastamonu ve Tokat çevresinde yetiştirilir.

Şekerpancarı: Amasya, Tokat, Kastamonu çevresinde tarımı yapılmaktadır.

Keten-kenevir: Kastamonu başta olmak üzere Sinop, Zonguldak çevresinde tarımı gelişmiştir.

Soya Fasulyesi: Ordu- Giresun çevresinde tarımı yapılmaktadır.

Zeytin: Soğuktan korunmuş Çoruh vadi oluğunda ( Artvin -Yusufeli) tarımı yapılır.

Turunçgiller: Kış ılıklığı sebebiyle Rize çevresinde tarımı yapılır.

Kivi: Son yıllarda Rize ve Trabzon çevresinde tarımı yapılmaya başlamıştır.

Hayvancılık

Bölgede hayvancılık faaliyeti önemli bir ekonomik etkinliktir. Kıyı kesiminde bitki örtüsünün gür olması, yüksek dağ çayırlarının bulunması ve arazinin engebeli olması ve nemli iklim nedeniyle büyükbaş hayvancılık yapılır.

Bölgenin kuzeyindeki Karadeniz, balık potansiyeli bakımından zengindir. Türkiye balık üretiminin yaklaşık % 80'i Karadeniz'den karşılanır. Son yıllarda aşırı avlanma ve denizin kirlenmesi nedeniyle balık üretiminde düşme görülmüştür. Karadeniz'de 200 m den daha derinlerde zehirli gazlar sebebiyle canlı hayatı yoktur.

Küçükbaş hayvancılık bölgenin iç kesimlerindeki ovaların kenarlarında yaygındır.

Arıcılık faaliyetleri de bölgede gelişmiştir. Özellikle Rize-Anzer yöresinin balları çok ünlüdür.

SANAYİ

Demir - çelik : Divriği (Sivas)'den çıkarılan demir cevheri, Samsun limanı vasıtasıyla taşınarak Karabük ve Ereğli'deki fabrikalarda işlenir.

Bakır : Murgul (Artvin)'daki bakır cevheri, bu yörede kurulan bakır fabrikasında işlenir. Küre (Kastamonu)'de çıkarılan bakırlar ise Samsun bakır işletmelerinde işlenir ( Sebebi Samsun'un iç kesimlere olan bağlantısının kolay sağlanmasıdır).

Şeker : Karadeniz Bölgesi'nde üretilen şekerpancarı Turhal (Tokat), Suluova (Amasya) ve Kastamonu şeker fabrikalarında işlenir.

Tütün : Karadeniz'in, özellikle Orta Karadeniz Bölümü'nün tütünleri, Samsun ve Tokat'taki sigara fabrikalarında işlenir.

Fındık İşleme : Giresun çevresinde gelişmiştir.

Çay : Rize ve yöresinde toplanmıştır.

Kağıt : Aksu ( Giresun), Çaycuma (Zonguldak) ve Taşköprü (Kastamonu) da bulunmaktadır.

Kereste-tomruk : En fazla Batı Karadeniz Bölümünde gelişmiştir ( Sinop, Bartın, Zonguldak, Bolu, Düzce ve Kastamonu çevresinde).

Bölge, maden kömürü, bakır, orman ve deniz ürünleri, çay, fındık, tütün, demir - çelik, keten - kenevir, pirinç, soya fasulyesi bakımından ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlar.

Yer şekillerinin ulaşımı engellemesi, doğal limanlardan yoksun olması, ana ulaşım yollarına sapa kalması. Karadeniz Bölgesi'nin gelişimini yavaşlatmıştır.

YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Taşkömürü : Ereğli - Zonguldak havzasından çıkarılır. Önemli bir kısmı demir-çelik üretiminde enerji kaynağı olarak kullanılır. Ayrıca Çatalağzı Termik Santralinde de taşkömürü kullanılmaktadır.

Bakır : Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu)'de çıkarılmaktadır.

Linyit : Merzifon (Amasya) ve Havza (Samsun) çevresinden çıkarılmaktadır.

Manganez: Demirin sertleştirilmesinde kullanılır. Zonguldak-Ereğli ve Artvin-Borçka çevresinde çıkarılır.

TURİZM

Karadeniz Bölgesi'nin turizm potansiyellerinin başında tabii güzellikler gelir. Karadeniz kıyıları çok çeşitli bitki ve ağaçlar ile bunların oluşturduğu manzaralara sahiptir. Yaylacılık faaliyetleri son yıllarda gelişen turizm faaliyetlerinden biridir. Bolu Kartalkaya'da ve Ilgaz Dağları'nda kış turizmi yaygındır. Abant gölü ile Yedigöller çevresindeki sayfiye yerleri, Bolu, Düzce, Kızılcahamam kaplıcaları, Amasra, Cide, Sinop Trabzon (Sümela Manastırı) ve Amasya'da (Kral mezarları) yer alan tarihi eserler Karadeniz Bölgesi'nin turizm potansiyellerini oluşturur.

Çoruh nehrinde rafting yapılmaktadır.

Her mevsim yağışlı olmasından dolayı deniz turizmi gelişmemiştir.

BÖLÜMLERİ

DOĞU KARADENİZ BÖLÜMÜ

Gürcistan sınırından başlayarak Ordu'nun doğusundaki Melet çayına kadar uzanır. Karadeniz'in en dağlık ve yükseltisinin en fazla olduğu bölümüdür.

En fazla yağış alan, kıyı ile iç kesim arasında farklılığın en fazla olduğu bölümdür.

Heyelan olayının en fazla olduğu bölümdür.

Tarımda makinalaşmanın en az geliştiği bölümdür.

Kırsal nüfusun ve dağınık yerleşme şeklinin en fazla olduğu bölümdür.

Bölümün en gelişmiş kentleri Rize ve Trabzon'dur. Doğu Karadeniz'in Türkiye ekonomisine en önemli katkıları tarım alanındadır.

ORTA KARADENİZ BÖLÜMÜ

Melet çayından Sinop'un doğusuna kadar uzanır. Doğu Karadeniz Bölümü'ne göre güneye daha fazla sokularak Tokat ve Çorum illerinin büyük bölümleri ile Amasya ilinin tamamını içine alır.

Yer şekilleri Doğu ve Batı Karadeniz'e oranla daha sadedir. Dağların yükseltisi azalmış ve dağlar içeriye çekilmiş durumdadır. Bunun sonucunda tarım alanları ve ulaşım çok gelişmiştir. En gelişmiş şehri Samsun'dur.

Bölgenin en az yağış alan, kıyı ile iç kesim arasında farklılığın en az olduğu bölümdür.

Türkiye ekonomisine katkısı daha çok tarım alanındadır.

BATI KARADENİZ BÖLÜMÜ

Kızılırmak deltasının batı kenarından başlayıp Adapazarı ve Bilecik'in doğusuna kadar uzanır. Bölüm genel olarak dağlıktır.

En gelişmiş şehri Zonguldak'tır. Orman ürünleri ve ormancılık önemli gelir kaynağıdır. Bolu ve Düzce çevresinde çok sayıda kereste fabrikası bulunmaktadır. Zonguldak çevresi maden çıkarımı, Ereğli -Karabük çevresi maden işletmeleri ile Türkiye ekonomisine önemli katkıda bulunur.

Batı Karadeniz'in en önemli katkısı ise maden çıkarma ve işleme alanındadır.

MARMARA BÖLGESİ

MARMARA BÖLGESİ

Coğrafİ Konumu

Marmara Bölgesi ülkemizin kuzeybatı köşesinde yer alır. Ülke yüz ölçümünün %8,5'i ile altıncı büyük bölgemizdir. Yaklaşık olarak 66.000 km² alan kaplar. Karadeniz, Marmara ve Ege olmak üzere üç denize komşudur. İstanbul ve Çanakkale boğazları bu bölgede yer alır. Hem Asya, hem de Avrupa kıtasında yer alır.

Yeryüzü Şekİllerİ

Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan bölgesidir. Marmara Bölgesi'nin en önemli yükseltisini, güneyde Samanlı Dağları, Trakya kesiminde Karadeniz boyunca uzanan Yıldız Dağları ve güneydeki Uludağ oluşturur. Bu dağlar orta yükseltidedir. Bölgenin en yüksek dağı ise 2543 metre ile Uludağ'dır. Bölgenin en önemli düzlükleri ise Trakya'daki Ergene Havzası, Anadolu yakasındaki Sakarya ve Bursa ovaları ile güneydeki geniş plato alanlarıdır.

Yer şekillerinin sade olması nedeniyle ulaşım kolaydır. Güney Marmara kıyıları girintili - çıkıntılıdır. Erdek, Bandırma, Gemlik ve İzmit körfezleri önemli girintilerdir. Kapıdağ Yarımadası tombolo özelliği gösterir. Kuzey kıyıları dik yalıyarlardan (falezler) meydana geldiği için bu kıyılarda fazla girinti – çıkıntı yoktur. Boğazlar, eski akarsu yataklarının daha sonra sular altında kalması ile oluşmuş ria tipi kıyı özelliği gösterir.

TOPRAK

Trakya’nın kuzeyinde, Kocaeli Yarımadası’nda, Güney Marmara’nın doğusu ve güneyinde, asitli, koyu renkli ve organik madde bakımından zengin topraklar bulunur. Ergene çayı havzası ile Güney Marmara Bölümü’ndeki ovalarda vertisol topraklar, Trakya’nın batısı Gelibolu ve Biga Yarımadası çevresinde ise rendzina adı verilen kireçli topraklar yer alır.

Akarsu ve Göllerİ

Sakarya'nın aşağı kesimi, Meriç nehri, Susurluk ırmağı, başlıca akarsuları oluştururlar. Bölgenin yükseltisinin az olması, akarsuların akış hızını azaltır. Bu nedenle bölge akarsularının enerji potansiyeli azdır. Ayrıca akarsuların yatak derinliklerinin azlığı ve yüzey şekillerinin elverişli olmaması, baraj yapımını zorlaştırır. Bu nedenle Marmara Bölgesi'nin, hidroelektrik üretimindeki payı azdır.

Marmara Bölgesi'nin Anadolu yakasında yer alan akarsuları kıyıda delta oluşturamaz. Çünkü.Döküldükleri yerlerde kıyı akıntıları fazladır.

Yatak eğimlerinin az olmasına bağlı olarak taşıdıkları alüvyonların büyük bir bölümünü alçak kıyı ovalarında bırakmışlardır.

Bölgedeki Manyas, Ulubat , İznik ve Sapanca gölleri tektonik kökenlidir. Büyük ve Küçük Çekmece ve Durusu (Terkos) gölleri ise kıyı set gölüne örnektir.

İklİm ve Bİtkİ Örtüsü

Marmara Bölgesi ikliminin en önemli özelliği bir geçiş iklimi karakteri göstermesidir. Bölgeye ortalama 600 - 700 mm yağış düşmektedir.

Yıllık ortalama sıcaklığı ise 15-16 °C dir.

Trakya'da karasal iklim özellikleri görülür. Yıldız Dağları Karadeniz'in nemli havasının iç kısımlara girmesini engeller. Balkanlar üzerinden gelen nemli hava kütlesi, nemini Balkan Dağları'nda bıraktığından, Trakya'ya nemden yoksun ve kuru olarak eserler.

Balkanlar'dan gelen hava kütleleri Marmara Denizi üzerinden geçerken nem alır. Bu nemi Güney Marmara kıyılarına taşır. Dolayısıyla Güney Marmara'nın denizel iklime sahip olmasını sağlar.

Yıldız Dağları'nın Karadeniz kıyılarına bakan bölümü hariç Trakya'nın tabii bitki örtüsü bozkırdır.

Kocaeli platosunda bozulmuş Karadeniz iklimi görülür. Yazlar Karadeniz iklimine göre daha sıcak, kışlar daha soğuktur. Yazlar yağışlı olmakla beraber, maksimum yağış kışın düşer. Bölgede Karadeniz kıyıları boyunca ormanlar görülür.

Güney Marmara'da kışların ılık geçmesi zeytin yetiştirilen alanların yaygınlaşmasını sağlamış, yazların sıcak ve kurak geçmesi pamuk tarımını kolaylaştırmıştır.

Bol yağış alan yerler ormanlarla kaplı iken, yağış miktarının azaldığı yerlerde stepler görülür. Kuzey Marmara'da ormanlar, Trakya'da stepler, Güney Marmara'da ise maki bitki örtüsü yaygındır

Marmara Bölgesi Türkiye ormanlarının % 13'üne sahiptir. Bölgeler arasında orman oranı bakımından 4. sırada yer alır.

Nüfus ve Yerleşme

Bölge küçük olmasına karşın nüfusu en fazla olan bölgemizdir. Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstündedir.

Kent nüfusu en fazla olan bölgemizdir. Nüfusun özellikle yoğunluk kazandığı yer Çatalca - Kocaeli Bölümü'dür. Sanayi sektöründe çalışan nüfusun en fazla olduğu bölgemizdir. Diğer bölgelerden en fazla göç alan bölgemizdir.

Bursa, tarım, sanayi ve turizmin geliştiği ülkemizin beşinci büyük kenti konumundadır. Adapazarı, gelişmiş sanayisi ve verimli tarım alanlarıyla yoğun nüfusludur. Balıkesir, Çanakkale, Edirne ve Tekirdağ orta nüfuslu kentlerdir. Bölgede en seyrek nüfuslu bölüm Yıldız dağları bölümüdür. Sebebi; yer şekillerinin engebeli olmasıdır.

Tarım

Türkiye'de bölge yüzölçümüne göre, ekili - dikili alanın en fazla olduğu bölge Marmara Bölgesi'dir. Buna yol açan faktör, arazinin fazla engebeli olmaması, düzlüklerin geniş yer kaplaması ve makineli tarımın yaygın olmasıdır. Bölgede tarımın gelişmesinde ulaşım kolaylığı, sulamanın yaygınlığı, tüketici nüfusun fazla olması rol oynar.

Bölgede aynı anda, üç değişik iklim tipinin görülmesi, tarım ürün çeşidini artırmıştır.

Marmara Bölgesi'nde ekili dikili alanların oranının fazla olmasına karşın, bölgenin nüfusunun fazla olması diğer bölgelerden de tarım ürünü almasına neden olur.

Bölgede yetİştİrİlen başlıca tarım ürünlerİ

Zeytin : Bölgenin özellikle Akdeniz iklimi etkisi altındaki güney kıyılarında yetiştirilir. Özellikle Gemlik zeytinleri ülkemizin en kaliteli sofralık zeytinlerini oluşturur.

Pamuk : Bölgede yaz yağışlarının azaldığı güney kesimde özellikle Balıkesir yöresinde yetiştirilir.

Tütün : Bölgenin çeşitli yörelerinde üretimi yapılmakla beraber, kaliteli tütünler Adapazarı ovasında yetiştirilir.

Ayçiçeği : Türkiye'de en yoğun olarak bu bölgede yetiştirilir. Özellikle Trakya'nın iç kısımlarında Ergene Havzası 'nda yetiştirilmektedir.

Şeker pancarı : Şeker fabrikalarının bulunduğu Alpullu, Adapazarı ve Susurluk çevresinde sulanabilen alanlarda üretilir.

Buğday : Bölgenin hemen hemen her tarafında yetiştirilir. Çeşitli endüstri bitkileri ile (özellikle şekerpancarı) nöbetleşe ekilir.Bölgeye düşen ortalama yağışın yeterli olmasından dolayı sulanamayan, topraklarda da ekimi yapılmaktadır.

Pirinç : Ülkemiz pirincinin yarıdan fazlası bu bölgeden elde edilir. Özellikle Ergene ve Meriç ırmağı çevresinde yetiştirilmektedir.

Mısır: Özellikle Doğu Marmara ve Trakya'da yetiştirilmektedir.

Bölgede çeşitli tarım ürünleri yetiştirilmesine hatta bazı ürünlerde önde olmasına karşın, diğer bölgelerden ürün alır. Çünkü göçlerle nüfusu hızla artmakta, üretim yetersiz kalmaktadır.

Meyvecilik: Bölgede meyvecilik çok gelişmiştir. Özellikle Bursa çevresinde çilek, elma , armut, kiraz, şeftali ve kestane üretimi oldukça fazladır.

Hayvancılık

Bölgede hayvancılık büyük ölçüde besicilik ve ahır hayvancılığı şeklindedir. Ahır hayvancılığının gelişmesinde, tüketici nüfusun fazlalığı ve pazarlama sorununun çözülmüş olması gösterilebilir. Bununla beraber bölgede yer şekillerinin ve iklim şartlarının elverişliliği de etkilidir. Bölgede makineli tarımın yaygın olması mera ve otlakların daralmasına yol açmıştır.

Bölgede ahır hayvancılığının yanında mera hayvancılığı da yaygındır. Yıldız Dağları çevresi ile Tekirdağ, Balıkesir ve Çanakkale dolayında mera hayvancılığı yaygındır.

İstanbul ve çevresinde kümes hayvancılığı, Bursa , Gemlik, Bilecik çevresinde ipekböcekçiliği yapılmaktadır. Ayrıca özellikle boğazlarda balıkçılık yoğun olarak yapılmaktadır. Balıklar mevsime göre sıcak denizlerden soğuk denizlere, soğuk denizlerden sıcak denizlere göçerler. Bu göçlerin yapıldığı boğazlar balıkçılığa elverişli alanları oluşturur.

Sanayİ

Ekonomik yönden en gelişmiş bölgemizdir. Sanayi kesiminde çalışan işçilerin yarıya yakını, sanayi ürünlerinin üçte birinden fazlası bu bölgeden elde edilir. Sanayinin en çok geliştiği bölgedir.

Bölgede Sanayinin Gelişmesinde;

Hammadde temininin kolay olması,

Hinterlandının geniş olması,

Ulaşım kolaylığı,

İşgücünün fazla olması,

Pazarlama kolaylıkları,

Tüketici nüfusun fazla olması, etkili olan faktörlerdir.

Türkiye'de üretilen enerjinin 1/3'ü Marmara Bölgesi'nde tüketilir. Ülkemizin en büyük sanayi kuşağı bu bölgede İstanbul - Adapazarı arasında bulunmaktadır. Bu hat üzerinde çok çeşitli iş kolları yer alır. Türkiye'nin en gelişmiş ve işlek limanı, İstanbul limanıdır.

Bölge Türkiye ekonomisine ticaret, ulaşım, turizm ve sanayi faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerle büyük katkı sağlar. En fazla vergi veren bölgemizdir.

Yeraltı Kaynakları

Mermer :Marmara Adası ve Bilecik'te kaliteli mermer yatakları vardır.

Volfram :Uludağ'da

Bor mineralleri:Balıkesir (Bigadiç, Susurluk) Bursa arasında çıkarılmaktadır.

Linyit Çanakkale ve çevresinde çıkarılır.

Doğalgaz: Kırklareli (Hamitabat) çevresinde gaz çıkarılır.

Turİzm

Doğal güzellikleri ve tarihsel değerleri ile İstanbul, Bursa, Marmara kıyıları önemli turistik merkezlerdir.Özellikle Güney Marmara kıyılarında yaz turizmi gelişmiştir. Uludağ, yalnızca bölgenin değil, ülkemizin de en önemli kış turizmi alanıdır. Marmara Bölgesi, turizmden en çok gelir elde eden bölgedir (%48).

Bölümlerİ

Yıldız Dağları Bölümü

Bölüm Karadeniz'in kuzeyinde Karadeniz'e paralel uzanan Yıldız Dağları'nı ve çevresini içine alır. Ortalama yükseltisi 800 m civarındadır. Karadeniz ikliminin etkisiyle bölümde daha çok yayvan yapraklı ormanlar yaygındır.

Bölüm, Marmara'nın diğer bölümlerine göre işlek ulaşım yollarından uzakta yer alır. Bundan dolayı bölgenin en seyrek nüfuslu bölümüdür.Bölümde ormancılık faaliyeti yapılır. Bunun dışında küçükbaş hayvancılık görülür. Dağ eteklerinde ahır hayvancılığı ve tarım yapılmaktadır. Ancak, tarım yapılan yerler sınırlıdır. Tarım, Yıldız Dağları'nın güney eteklerindeki plâtoluk alanlarda yapılmaktadır.

Yerleşim merkezleri İstanbul'a doğru uzanan yolların üzerine kurulmuştur.

Ekonomimize en büyük katkısı hayvancılık ve ormancılıktır.

Ergene Bölümü

Bu bölümde özellikle kışın Balkanlar'dan gelen soğuk hava kütlelerinin etkisiyle kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kurak olan karasal iklim şartları yaşanır. Bundan dolayı tabii bitki örtüsü bozkırdır.

Ekili - dikili alanların en fazla olduğu bölümlerden biridir. Verimli topraklara sahip olması nedeniyle bir çok tarım ürünü bu bölümde yetiştirilir. Bunların başında ayçiçeği, pirinç, şekerpancarı ve buğday gelir. Özellikle ayçiçeğinin en fazla üretildiği bölümdür.

Ahır hayvancılığı gelişmiştir.

Türkiye'yi Avrupa'ya bağlayan kara ve demir yolları, bu bölümde yer alan Edirne'den Avrupa'ya açılır.

Güney Marmara Bölümü

Bölgenin en yüksek yeri olan Uludağ bu bölümde yer alır.

Bölümde, özellikle kıyı şeridinde Akdeniz iklimi görülür. Buna bağlı olarak karakteristik bitki örtüsü makidir.

Bölümdeki eğimli arazilerde ve kıyı kesimde zeytin yetiştiriciliği yaygındır. İç kısımlarda ise şekerpancarı, tütün, ayçiçeği, pamuk gibi tarım ürünleri yetiştirilir.

İpekböcekçiliğinin en fazla geliştiği bölümümüzdür.

Bölümde nüfus, Bursa çevresi gibi verimli ovalarda toplanırken, bölümün batı kesiminin dağlık ve engebeli olmasından dolayı nüfus yoğunluğu azalmıştır.

Bölümün en büyük şehri Bursa'dır. Bursa, sanayi şehri olmakla birlikte aynı zamanda tarım ve turizm şehridir. Yünlü, pamuklu ve ipekli dokumacılık gelişmiştir. Oto montaj ve konservecilik gelişen diğer sanayi kollarıdır.

Bölümde ayrıca seramik (Çanakkale), suni ipek (Gemlik), suni gübre (Bandırma) fabrikaları yer alır.

Çatalca - Kocaelİ Bölümü

Bölüm, Anadolu'yu Trakya'ya bağlayan yolların üzerinde iki yarımadadan oluşur. Bu bölüm, aşınarak düzleşmiş platolardan meydana gelmiştir.

Akdeniz ikliminin etkisi hakimdir. Tabii bitki örtüsü maki ve ormanlardır.

Marmara Bölgesi'nin en fazla nüfuslanmış bölümüdür. Sanayileşmeye bağlı olarak

İstanbul ve İzmit birbirine bağlanmış durumdadır.

Bölümde, tarım daha çok Aşağı Sakarya Ovası'nda yapılır. Bu bölümde ayçiçeği, mısır, tütün, şekerpancarı gibi endüstri bitkilerinin tarımı yapılır.

Ekonomik faaliyetlerin başında sanayi, ticaret, ulaşım ve bankacılık gelir.

Bölümün (Aynı zamanda bölgenin ve Türkiye'nin) en büyük şehri İstanbul'dur. Her türlü sanayi kolunun bulunduğu iç ve dış ticaretin yapıldığı, bütün ulaşım yollarının yoğun olarak kullanıldığı kültür ve ticaret merkezidir.

Bölümün diğer bir sanayi şehri olan İzmit'te kâğıt, boru, lastik, petro-kimya ve otomotiv gibi çok çeşitli sanayi kolları gelişmiştir.

EGE BÖLGESİ

EGE BÖLGESİ

COĞRAFİ KONUMU

Türkiye’nin batısını oluşturan bölge, ismini Ege Denizi’nden almıştır. Bölgenin şekli, batıdan doğuya doğru daralan bir üçgeni andırır. Güneyde Köyceğiz Gölü’nün batısı ile Sultan Dağları arasından geçen sınır, bölgeyi Akdeniz Bölgesi’nden ayırır. Kuzeyde Kazdağı’nın kuzeyi ile Uludağ’a, doğuda ise Emirdağ’a kadar uzanır. Türkiye yüzölçümünün % 10'una sahiptir. Yüzölçüm bakımından bölgeler arasında beşinci sırada bulunur.

YER ŞEKİLLERİ

Bölgedeki yer şekillerinin bir kısmı yer kabuğu hareketleri ile oluşan (Orojenez-Dağ oluşumu) kırılmalarla meydana gelmiştir. Kırılma yerlerinde yükselen yerler Horst (dağ), çöken yerler de Graben'i (çöküntü ovası) oluşturmuştur. Horst ve graben oluşumunun en fazla olduğu bölgemizdir.

Horstlar; Kaz d.,Madra d., Yunt d., Boz dağlar, Aydın dağları ve Menteşe dağlarıdır.

Grabenler; Edremit, Bakırçay, Gediz, K.Menderes ve B.Menderes’tir.

Bölgenin batısında dağlar kıyıya dik uzanmıştır. Bunun sonucunda;

  • Girinti-çıkıntı fazladır. Bir çok koy ve körfez oluşmuştur. Körfezler; Edremit, Dikili, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük ve Gökovadır.

  • İç kesimlere ulaşım kolaydır. Limanların hinterlandı (ard bölgesi) geniştir. Yani geniş alana hitap e der.

  • Deniz etkisi iç kesimlere kadar sokulabilir.

  • Enine kıyı tipi oluşmuştur.

  • Kıta sahanlığı (kıyıdan 200 m derinliğe kadar olan deniz) geniştir.

Bölgenin güney batısında(Menteşe yöresinde) dağların uzanışı değişmiştir. Dağlar burada K.batı-G.Doğu yönlüdür. Bu kıyılarda akarsu vadilerinin deniz suları altında kalması sonucu oluşan kıyı tipine Ria tipi kıyılar denir.

Manisa- Kula çevresinde volkanizma ile oluşmuş küçük koniler vardır.

İç kesimlerde yükselti artmakta ve dağların doğrultusu değişmektedir. Burada en önemli yüksek düzlük Yazılı kaya platosudur.

TOPRAK

Ege Bölgesi’nin kıyı şeridindeki ovalarda alüvyal topraklar, kireçtaşlarının bulunduğu yerlerde ise kırmızı topraklar yaygındır. Çevrelerindeki dağ sıralarında kireçli kahverengi rendzina toprakları bulunur. iç kısımlarda kireçli kahverengi orman toprakları yer alır.

Plâtolar üzerinde ise, kestane renkli topraklar görülürken, çevresine göre alçakta kalan yerlerde killi - kireçli topraklar bulunmaktadır.

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bölgenin batısında iç kesimlere kadar etkili olan iklim Akdeniz İklimidir. Yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve yağışlıdır.

En sıcak ay ortalaması 27-28°C , en soğuk ay ortalaması 8-10 °C dir. Yıllık ortalama 17-18°C dir.

Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür.

En fazla yağış kışın , en az yağış yazın düşer.

Kışın görülen yağışlar Cephesel kökenlidir.

Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600-1000 mm arasındadır.

Bitki örtüsü maki dediğimiz bodur bitki topluluğudur. Maki; mersin, defne, kocayemiş, zeytin, zakkum, keçiboynuzu, kermez meşesi vb bitkilerden oluşur. Yüksek yerlerde ormanlar vardır (kızılçam ormanları) .

Bölgede Akdeniz iklimi güneyden kuzeye doğru enlemin, batıdan doğuya doğru da yükseltinin etkisiyle bozulur.

İç kesimlere doğru gidildikçe yükseltinin artması ve deniz etkisinden uzaklaşma sebebiyle karasal iklime geçilir. Bu sebeple iç kesimlerde kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Bitki örtüsü bozkırdır. Yükseklerde yer yer meşe ormanları vardır.

AKARSU VE GÖLLERİ

Bölgenin başlıca akarsuları çöküntü ovalarını geçerek Ege Denizine dökülen Bakırçay, Gediz, K. ve B. Menderes akarsularıdır. Yatak eğimleri az olduğundan akarsularda menderes olayının en fazla görüldüğü bölgemizdir. Döküldükleri denizde alüvyonları biriktirmek suretiyle delta ovaları oluşturmaktadırlar. Örnek: önceleri liman kenti olan tarihi Milet ve Efes kentlerinin bugün iç kesimde kalması.

Başlıca gölleri Marmara ve Bafa( Çamiçi) gölleridir. Bu göller oluşum bakımından alüvyon set gölüne örnektir. Bölgede ayrıca Gediz’de Demirköprü, B.Menderes üzerinde Kemer ve Adıgüzel baraj gölleri vardır.

NÜFUS VE YERLEŞME

Marmara Bölgesi'nden sonra en fazla göç alan bölgemizdir. Göçlerle bölge nüfusu sürekli artmaktadır. Yaz döneminde bölgenin batısında turizm ve tarım işçi göçünden dolayı da mevsimlik nüfus artışı görülür.Nüfus genelde bölgenin batısındaki çöküntü ovaları kenarında toplanmıştır. İç kesimlerde nüfus seyrektir. Sebebi iklimin karasal olması, sanayinin gelişmemesidir. Kıyıda Menteşe yöresi yer şekillerinin engebeli olmasından dolayı seyrek nüfuslanmıştır.

TARIM

Bölgenin batısında bulunan verimli tarım alanlarında iklim şartları da elverişli olduğu için ticari tarım ürün çeşitliliği fazladır. Yetiştirilen ürünler;

ZEYTİN: Bölgenin batısındaki çöküntü ovaları ve kenarlarında tarımı yapılabilmektedir. En fazla Edremit-Ayvalık-Burhaniye çevresinde yoğunluk kazanmıştır.

ÜZÜM: Manisa, İzmir ve Denizli çevresinde üretilen çekirdeksiz üzümler kurutulmaktadır. Önemli ihracat ürünümüzdür.

HAŞHAŞ:Devlet kontrolünde Afyon başta olmak üzere , Uşak, Kütahya, Denizli ve son olarak ta Manisa’nın bazı ilçelerinde tarımı yapılmaktadır.

TÜTÜN: Bölgenin batısında Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli çevrelerinde tarımı gelişmiştir.

İNCİR: En fazla Aydın çevresinde (B.ve K.Menderes ovalarında) tarımı yapılmaktadır.

PAMUK:Bölgenin batısındaki bütün çöküntü ovalarında tarımı yapılmaktadır.

PATATES:İzmir-Ödemiş çevresinde yoğun olarak tarımı yapılır.

TURUNÇGİLLER: Bölgenin batısında İzmir’e kadar olan güney kıyılarında tarımı yapılır. Ayrıca iç kesimlere kadar (150-200 km) da sokulabilmektedir. Sebebi dağların denize dik olmasıdır.

SEBZELER:Bölgenin batısında kışların ılık geçmesi ve güneşli gün sayısının fazla olmasından dolayı seracılık faaliyetleri ile sebze üretimi bütün yıl yapılabilmektedir.

SUSAM :Batıdaki çöküntü ovalarında tarımı yapılabilmektedir.

BUĞDAY:Bölgenin her yerinde buğday yetiştirilebilmektedir. Ancak daha çok İç Batı Anadolu Bölümünde tarımı gelişmiştir.

ARPA:Tarımı daha çok iç kesimlerde gelişmiştir.

Ş.PANCARI:Afyon , Uşak, Kütahya çevresinde tarımı gelişmiştir.

HAYVANCILIK

Büyük kentler çevresinde (İzmir-Manisa-Denizli) kümes hayvancılığı, Muğla, Aydın, İzmir, Manisa çevresinde arıcılık, kıyılarda balıkçılık( Bodrum-Marmaris kıyılarında sünger avcılığı da yapılır), Menteşe yöresinde kıl keçisi yetiştiriciliği gelişmiştir. Ayrıca şeker fabrikaları ile büyük kentler çevresinde büyük baş hayvancılık, iç kesimlerde de koyun yetiştiriciliği gelişmiştir.

MADENLER

LİNYİT:Türkiye’de linyitin en fazla çıkarıldığı ve en kaliteli linyitlerin bulunduğu bölgemizdir. Linyit yatakları fazla olduğu için termik santraller de fazladır. Bölgede Linyit; Manisa(Soma), Aydın, Muğla (Yatağan ), Kütahya (Tavşanlı,Tunçbilek, Seyit Ömer, Değirmisaz) ve Denizli çevresinde çıkarılmaktadır.

DEMİR:Edremit (Kaz dağı) çevresinde çıkarılır.

BOR MİNERALLERİ:Kütahya-Emet

CİVA:İzmir (Ödemiş-Karaburun-Çeşme), Uşak (Eşme)

TUZ:İzmir-Çamaltı Tuzlası

Mermer:Afyon, Denizli, Kütahya, Manisa çevresi

KROM: Kütahya, Muğla çevresi.

ZIMPARATAŞI:İzmir-Aydın-Muğla çevresi

ALTIN:Bergama-İzmir, Ulubey-Uşak

SANAYİ

Marmara Bölgesinden sonra sanayinin en fazla geliştiği bölgemizdir.

Dokuma: Denizli, Aydın (Nazilli) İzmir

Petro-kimya: İzmir-Aliağa.

Deri-Kösele: İzmir, Manisa, Uşak

Şeker: Afyon, Kütahya, Uşak

Çini-porselen: Kütahya

Çimento:İzmir, Denizli, Afyon

Gübre:Kütahya ,İzmir

Termik santral: Muğla (Yatağan-Gökova), Manisa-Soma, Kütahya( Tunçbilek-Seyitömer)

Jeotermal enerji santrali:Denizli-Sarayköy

Halı-Kilim: Manisa (Kula,Demirci, Gördes), Kütahya (Simav), Muğla-Milas, Denizli-Tavas.

Kağıt: Afyon-Çay, İzmir

Otomotiv:İzmir

Elektronik eşya: İzmir, Manisa, Aydın-Nazilli,

Mobilya: İzmir-Karabağlar

Deterjan: İzmir, Manisa

İlaç: İzmir

Sigara: İzmir, Manisa

Seramik:Kütahya , Manisa (Turgutlu-Akhisar)

Tuğla-Kiremit: Manisa (Turgutlu-Salihli-Alaşehir-Akhisar) ,Aydın

TURİZM

Marmara Bölgesinden sonra turizmin en fazla geliştiği bölgemizdir. En fazla gelişen turizm etkinliği deniz turizmidir. Ayrıca tarihi eserler bakımından da zengindir. Efes, Meryemana, Bergama, Bodrum, Sard Milet, Pamukkale (Hieropolis), Çavdarhisar bölgedeki başlıca antik kentlerdir. Pamukkale travertenleri ile önemli turizm kentimizdir. Sağlık turizmi (Balçova,Çeşme, Pamukkale, Karahayıt, Eynal) ve milli parklar (Dilek yarımadası, Spil Dağı) diğer turizm kaynaklarıdır.

EGE BÖLGESİ’NİN BÖLÜMLERİ

ASIL EGE (KIYI) BÖLÜMÜ

Çöküntü ovalarının son bulduğu yere kadar devam eder. Önemli yerleşim birimleri; İzmir, Manisa, Denizli, Aydın ve Muğla’dır.

Akdeniz iklimi görülür.

Verimli tarım alanları geniş alan kaplar.Ticari tarım ürün çeşidi fazladır.

Sanayi ve ticaret gelişmiştir. Ticaretin gelişmesinde her yıl İzmir’de düzenlenen uluslararası fuarın da etkisi vardır.

Türkiye’nin en büyük ihracat limanı olan İzmir Limanı bu bölümdedir. İzmir limanının gelişmesinde; hinterlandının geniş olması(iç kesimlerle bağlantısının iyi olması) ve çevresindeki tarım alanlarında ticari tarım ürünlerinin yetişmesi etkili olmuştur.

Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstündedir.

ilk demiryolu Aydın-İzmir arasında yapılmıştır. Bugün Muğla hariç bütün illerinden demiryolu geçmektedir.

Türkiye’nin tek jeotermal enerji santralı Denizli–Sarayköy’dedir.

ilk dokuma fabrikamız Aydın-Nazilli’de açılmıştır.

Türkiye ekonomisine daha çok tarım, sanayi ve turizm yönüyle katkı sağlar

İÇBATI ANADOLU BÖLÜMÜ

Afyon, Uşak ve Kütahya’yı içine alan bölümdür.

Karasal iklim etkilidir. Tarım ürün çeşidi azdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, ş.pancarı ve haşhaştır.

Sanayi gelişmemiştir.

Nüfus seyrektir.

Ekonomimize katkısı daha çok tarım ve hayvancılıktır.

BÖLGELER

BÖLGE

Herhangi bir yerin tabii, beşeri ve ekonomik özellikler bakımından benzer özellikler gösteren kısmına bölge denir. Akdeniz Bölgesi gibi..

Bunun dışında tarım bölgeleri, nüfus bölgeleri, iklim ve yeryüzü şekillerine bağlı olarak bölgeler oluşturabilir.

1941 yılında Ankara'da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi, uzun süren çalışmaları sonunda Türkiye'yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. Adı geçen kongrenin çalışmalarında; Türkiye'nin üç tarafının denizle çevrilmiş olması, uzun kenarları boyunca kıyıya paralel dağ sıralarının bulunuşu, bu dağların yüksek, ama az engebeli olan orta kesimi deniz etkisinden ayırması, bu yüzden kıyı şeridiyle iç kesimler arasında iklim, doğal bitki örtüsü, tarım çeşitlerinin dağılımı ve bunların ulaşım sistemlerine ve konut tiplerine etkisi gibi etmenler göz önünde tutulmuş ve Türkiye'nin dört kenar bölgeyle, üç iç bölgeye ayrılması mümkün olmuştur. Tespit edilen yedi bölgeden ilk dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir (Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri). Diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki yerlerine göre adlandırılmıştır (İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri).

BÖLÜM

Bölge içerisinde, tabii, beşeri ve ekonomik özellikler bakımından benzer olmakla birlikte bazı farklılıklar gösteren kısımlara bölüm denir. Antalya Bölümü, Adana Bölümü gibi...

YÖRE

Bölüm içinde farklı özelliklere sahip olan küçük alanlara yöre denir. Teke Yöresi, Menteşe Yöresi gibi..

Coğrafi bölgeleri birbirinden ayıran özellikler şunlardır:

a. Tabii özellikler: Bölgenin konumu, yeryüzü şekilleri, iklim ve bitki örtüsü gibi özelliklerdir.

b. Beşeri ve ekonomik özellikler : Nüfus miktarı, nüfusun dağılışı, nüfusun yapısı, yerleşme, ekonomik etkinlikler, milli gelirin bölgelere dağılışı ve kültürel faktörlerdir.

İDARÎ BÖLÜM

Coğrafi bölgelerin dışında kamu hizmetlerinin durumuna, ekonomik şartlara göre idari bölümler oluşturulmuştur.

İdari bölümlerin oluşturulmasında coğrafi bölgeler dikkate alınmamıştır. Bundan dolayı coğrafi bölgelerin sınırları ile idari bölgelerin sınırları birbirini tutmaz.

İdari bölümler il, ilçe, bucak ve köy gibi kısımlara ayrılır.

Bölgelerin izdüşüm alanlarına göre sıralanışı

1. Doğu Anadolu..................... 171.000 km2

2. iç Anadolu........................... 162.000 km2

3. Karadeniz............................ 146.178 km2

4. Akdeniz............................... 122.100 km2

5. Ege..................................... 85.000 km2

6. Marmara ............................. 67.300 km2

7. Güneydoğu Anadolu........... 61.000 km2

RÜZGARLAR

RÜZGARLAR

Yüksek basınçtan alçak basınca doğru olan yatay hava hareketidir.
Birbirine yakın iki merkezde sıcaklık farkı oluşması durumunda görülecek ilk olay rüzgarın esmeye başlamasıdır.
RÜZGARIN HIZINDA ETKİLİ FAKTÖRLER

1.BASINÇ FARKI

Basınç farkı arttıkça rüzgarın hızı ve şiddeti de artar.
2.BASINÇ MERKEZLERİ ARASINDAKİ YATAY UZAKLIK
Basınç farkı eşit ise, yatay mesafede yol uzadıkça sürtünme artar,hız azalır. Bundan dolayı izobarların sık geçtiği yerde rüzgarın hızı fazla iken , seyrek geçtiği yerde hız azdır.

3.YER ŞEKİLLERİ

Yer şekilleri rüzgara yön verirken , aynı zamanda hızını da etkilerler. Ör. Engebeli bir alanda rüzgar engelin gerisinde daha yavaş eser. Dar bir vadiden geçerken, sıkışır,sürtünme alanı daralır,hızı artar.

4.DÜNYANIN EKSENİ ÇEVRESİNDEKİ HAREKETİ

Dünyanın dönüş hızının arttığı alanlarda rüzgarlar daha fazla sapmaya uğrar.Yolu uzar ,hızı azalır.

RÜZGARLARIN ESME YÖNÜNÜ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.Basınç merkezlerinin konumu: Rüzgarlar her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğru eserler.
2.Dünyanın ekseni çevresindeki hareketi: Bu hareketten dolayı rüzgarlar K.Y.K.’ de sağa, G.Y.K. ‘ de sola doğru saparak eserler

3.YER ŞEKİLLERİ

Sıradağlar, boğazlar, derin ve uzun vadiler rüzgarların gerçek yönlerini değiştirirler.
Rüzgarlar yatay yönde yer şekillerinin uzanış doğrultusuna uygun eserler. Rüzgarlar boğaz ve vadide belirli bir doğrultuda daha fazla eserken, engebesiz alanlarda ise; bütün yönlerden az-çok eşit eser.

Bir yerde rüzgarın esme sıklığını gösteren diyagrama rüzgar frekans gülü denir. Rüzgar frekans gülüne bakarak ; yer şekillerinin uzanış doğrultusu ve hakim rüzgar yönü hakkında bilgi elde edilebilir.
Herhangi bir yerde rüzgarın yıl içinde en fazla estiği yöne hakim rüzgar yönü denir.
RÜZGAR ÇEŞİTLERİ
SÜREKLİ RÜZGARLAR

ALİZE RÜZGARLARI

30° enlemlerindeki Dinamik Y.B. alanlarından Ekvatoral A.B alanına doğru esen rüzgarlardır.

Doğu yönlü oldukları için Tropikal Kuşak karalarının doğusuna sürekli olarak yağış bırakırlar.
Ekvatorda yükselerek üstten 30 ° enlemlerine doğru esen rüzgarlara Ters Alizeler denir. Bu rüzgarlar dönenceler civarında alçalarak çöllerin oluşmasına neden olurlar.
BATI RÜZGARLARI
30° enlemlerindeki Dinamik Y.B. alanlarından 60° enlemlerindeki Dinamik A.B. alanlarına doğru esen rüzgarlardır.
Batı yönlü olduklarından Ilıman Kuşak karalarının batısına sürekli bol yağış bırakırlar.

KUTUP RÜZGARLARI

Kutuplardaki Termik Y.B alanlarından 60° enlemlerindeki Dinamik A.B merkezlerine doğru esen rüzgarlardır.

60 enlemlerinde Batı Rüzgarları ile karşılaşarak cephe oluşumuna neden olurlar.

Sürekli rüzgarlar yıl boyunca aynı yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar.

MUSON ( MEVSİMLİK ) RÜZGARLARI

Birbirine komşu kıta ve okyanusların mevsimlik ısınma farkından doğan rüzgarlardır. Yazın denizden karaya, kışın karadan denize doğru esen devirli rüzgarlardır.
Kış Musonu: Kış mevsiminde daha soğuk olan karalarda yüksek basınç alanı oluşur. Denizler ise karalara göre daha sıcak olduğundan alçak basınç alanı durumundadır. Bu basınç farkından dolayı karadan denize doğru rüzgarlar eserler. Bu rüzgarlara Kış Musonları adı verilir.
Kış Musonları kara kaynaklı olduğu için soğuk ve kurudurlar .Yağış getirmezler.
Yaz Musonu: Yaz mevsiminde karalar üzerinde alçak basınç alanı, denizler üzerinde yüksek basınç alanı oluşur. Bu basınç farkından dolayı okyanuslar üzerinden , karalar üzerine doğru rüzgarlar eserler. Bu rüzgarlara Yaz Musonu denir.
Deniz ve okyanuslardan kaynaklandıkları için bol nem taşırlar ve geçtikleri yerlere de bol yağış bırakırlar.
Not: Dünyanın en fazla yağış alan yeri Muson Asya'sında Çerapunçi (Hindista'nın K.Doğusundadır. Yıllık ortalama 12.000 mm yağış alır.) dir.

Görüldüğü yerler: Güney ve Güneydoğu Asya, Avustralya’nın kuzeyi , Doğu Afrika’da Madagaskar adası çevresi, Meksika ve Gine Körfezi kıyılarıdır.
Not: Etkili olduğu adalara sürekli olarak denizler üzerinden geldiği için bütün yıl boyunca yağış bırakırlar. ör.; Endonezya ve Malezya
YEREL RÜZGARLAR
MELTEMLER
Günlük sıcaklık ve basınç farkından doğarlar. Hızları azdır. Etki alanları dardır (25-30 km). İklim üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Sadece deniz meltemi denizden geldiği için havayı biraz serinletir.
Kara-Deniz Meltemleri
Kara ve denizlerin günlük ısınma farkı sonucu oluşurlar.
Gündüz deniz meltemi, gece kara meltemi oluşur. Ege kıyılarında yazın öğleden sonra denizden esen İmbat rüzgarı deniz meltemine örnektir.
NOT
Deniz meltemi kısa mesafelerden sıcak karaya doğru estiği için yağış bırakmaz. Sadece havayı serinletir.
Dağ ve Vadi Meltemi
Dağ ve vadilerin farklı ısınması sonucu oluşurlar. Bunda nem oranlarının farklı olması etkilidir.
Dağlarda nem oranı az olduğundan vadi ve ovalara göre daha erken ısınır, daha erken soğur. Gündüz vadi meltemi, gece ise dağ meltemi olur.
NOT: Muson rüzgarları ile meltem rüzgarları arasındaki benzerlik devirli olmalarıdır.
SICAK YEREL RÜZGARLAR

Föhn Rüzgarları

Bir dağ yamacını aşarak diğer yamaçtan aşağı doğru esen rüzgarın sıcaklığı artar. Çevrede nem açığı oluşur. Bitkilerde kurutucu etki yapan bu tip rüzgarlara Föhn rüzgarları denir.
Bu rüzgarların oluşmasında yer şekilleri etkilidir.
Rüzgarlar geldikleri yerin sıcaklığını gittiği yere taşırlar. Föhn rüzgarları bu genellemeye uymaz.
Türkiye’de daha çok Kuzey Anadolu dağları ile Toros dağlarında etkilidir. Dünya üzerinde ise en fazla İsviçre Alplerinde görülür.

Sirokko: Büyük Sahradan İtalya’nın güneyine doğru esen sıcak ve kuru rüzgardır. Akdeniz’den geçerken nem aldığından İtalya’nın güney kıyılarına yağış bırakır.
Hamsin: Libya ve Mısır’dan Akdeniz’in doğusuna doğru esen sıcak ve kuru rüzgardır.
Yurdumuzda ise; G.Doğudan gelen Samyeli (Kesişleme), güneyden gelen Kıble ve G.Batıdan gelen Lodos rüzgarları sıcak yerel rüzgarlardandır
SOĞUK YEREL RÜZGARLAR
Mistral: Kışın ve ilkbaharda Fransa’dan Akdeniz’e doğru esen soğuk rüzgardır.
Bora: Dalmaçya kıyılarının gerisindeki dağlardan Akdeniz’e doğru esen soğuk rüzgardır.
Krivetz: Romanya’dan Karadeniz’e doğru esen soğuk rüzgardır.
Ayrıca Türkiye'de K.Batıdan esen Karayel, Kuzeyden esen Yıldız ve K.Doğudan esen Poyraz rüzgarları soğuk rüzgarlara örnektir.
Etezyen:Ege kıyılarına yazın kuzeyden esen soğuk rüzgardır. Asor Y.B etkisiyle oluşur.
TROPİKAL RÜZGARLAR
Tropikal kuşakta ani basınç düşmesi ile oluşan çok şiddetli rüzgarlardır. Bu rüzgarlara Hurricane, Tornado, Kasırga,Hortum gibi isimler verilir.

TÜRKİYE'DE ETKİLİ OLAN RÜZGARLAR
Türkiye Batı rüzgarları kuşağındadır.Ancak yer şekillerinden dolayı bu rüzgarların etkisi görülmez. Yurdumuz daha çok yerel rüzgarların etkisindedir.

BASINÇLAR

BASINÇLAR

Havadaki su buharı ve gazların cisimler üzerine uyguladığı ağırlığa basınç denir. Ölçen alet barometredir.
Normal hava basıncı 1013 milibardır (1033gr.=760mm civa basıncı)

BASINCI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.YOĞUNLUK

Atmosferdeki su buharı ve gazların oranına atmosfer yoğunluğu denir. Yoğunluk arttıkça basınç ta artar.

2.SICAKLIK

Isınan hava genişler, hafifler ve yükselir. Yükselen havanın yere uygulamış olduğu basınç azalır. Dolayısıyla sıcaklığın artmasıyla basınç azalır.
Soğuyan havanın hacmi daralır, sıkışır, ağırlaşır ve alçalmaya başlar. Alçalan havanın yere yapmış olduğu basınç da artar.
Sıcaklığa bağlı olarak Ekvator’da sürekli Termik A.B ,Kutup’larda ise sürekli Termik Y.B alanı oluşmuştur.

Dünya dönmeseydi ve her yer deniz seviyesinde olsaydı , genel hava dolaşımı şekildeki gibi olurdu.

3.YÜKSELTİ

Yükseklere çıkıldıkça atmosferin yoğunluğu ve kalınlığı azalır. Bunun sonucu basınç ta yükseldikçe azalır. Yükselti ile basınç ters orantılıdır.

Ortalama her 10,5 metre yükseldikçe 1mm basınç azalır. Bu basınç azalmasından yararlanılarak yükselti ölçen alet geliştirilmiştir. Buna altimetre denir.

4.MEVSİMLER

Bir yerde kışın havanın soğuması ile Y.B oluşurken , aynı yerde yazın A.B oluşur.

5.YERÇEKİMİ

Havanın ağırlığı yerçekiminin bir eseridir. Bu nedenle atmosferin alt kısmında ağır gazlar yer alır.
Dünyanın şeklinden dolayı kutuplarda yer çekimi daha fazladır. Yer çekiminin de etkisiyle kutuplarda basınç fazladır.

6.DİNAMİK ETKENLER

Dünyanın günlük hareketinden dolayı 30° enlemlerinde sürekli Dinamik Y.B ,60° enlemlerinde ise Dinamik A.B alanları oluşmuştur.

YÜKSEK BASINÇ ALANLARINDA;
Alçalıcı hava hareketi vardır. Alçalan hava ısınarak havanın nem açığını artırır. Bu sebeple yağış oluşmaz.
Hava hareketi merkezden çevreye doğrudur.
Hava genellikle açıktır. Yüksek basıncın etkili olduğu kış gecelerinde yerin ısı kaybı fazladır.Bu sebeple böyle olan kış gecelerinde ayaz olur.
Termik Y.B alanı soğuk, Dinamik Y.B alanı sıcaktır.

ALÇAK BASINÇ ALANLARINDA;

Yükselici hava hareketi vardır. Yükselen hava soğur ve yağış bırakır.
Hava hareketi çevreden merkeze doğrudur.
Hava genellikle kapalıdır. Bu sebeple kışın böyle gecelerde yerin ısı kaybı azdır. Hava ılık olur.
Termik A.B alanı sıcak, Dinamik A.B alanı soğuktur.

SICAKLIK

SICAKLIK

Yeryüzündeki sıcaklığın kaynağı Güneş’tir. Yeryüzünün Güneş’ten aldığı ısı miktarına sıcaklık denir. Termometre ile ölçülür. Sıcaklığın birimi santigrat derece (°C) dir.
En önemli iklim elemanıdır. Diğer iklim olaylarının da oluşmasında sıcaklık etkilidir.
Güneşten dünyamıza gelen enerji sabittir. Ancak, Güneş’ten gelen enerjinin tümü yeryüzüne kadar ulaşamaz. Bir kısmı atmosferde tutulur, bir kısmı atmosferin yüzeyinden geri yansır.
SICAKLIK TERSELMESİ (INVERSİON)
Kışın soğuk ve durgun havalarda soğuk hava ağırlaşarak çukur alanlara çöker. Sıcak hava da onun üzerinde yükselir. Böylece yükseldikçe sıcaklık azalacağı yerde artar . Buna sıcaklık terselmesi denir. Bu olay kışın şehirlerde hava kirliliğini daha da artırır.
SICAKLIĞIN DAĞILIŞINDA ETKİLİ FAKTÖRLER
1. GÜNEŞ IŞINLARININ DÜŞME AÇISI
Işınların düşme açısı küçüldükçe atmosferdeki yolu uzar. Tutulma artar. Sıcaklık azalır. Ayrıca ışınlar küçük açıyla geldiğinde daha geniş alan aydınlanır ve birim alana düşen enerji azalır.

insolation.gif (4214 bytes)

A-ENLEM VEYA DÜNYANIN ŞEKLİ

Enlemin veya yerin şeklinin etkisiyle güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara doğru küçülür ve sıcaklık azalır.
Sıcaklığın dağılışında enlemin etkisine örnekler;
Ekvator çevresinden gelen rüzgarlar sıcaklığı artırırken , kutup bölgesinden gelenler sıcaklığı düşürür. Kutuplara yakın yerden gelen okyanus akıntıları soğuk iken, Ekvatora yakın yerden gelenler sıcak su akıntısı şeklindedir.
Tarımın yükselti sınırı, Toktağan kar sınırı (Daimi kar sınırı), Orman üst sınırı ve yerleşme sınırı kutuplara doğru azalır.
Bitki örtüsü aralıksız kuşaklar oluşturur.

Denizlerin sıcaklığı ve tuzluluğu kutuplara doğru azalır.
Güney kıyılarımızın sıcaklığı kuzey kıyılarımızdan daha yüksektir.
Deniz turizmi en erken Akdeniz Bölgesi'nde başlar en uzun süre devam eder.
Akarsuların donma süresi kutuplara doğru uzar.
***NOT***
Sıcaklık kutuplara doğru azalması gerekirken artıyorsa veya aynı enlem üzerinde sıcaklık farkı var ise bu durum sıcaklığın dağılışında enlemin etkisine ters bir durumdur.
Örnek: Dünyanın en sıcak yerlerinin dönenceler civarı olması.
Ekvatoral bölgede daimi karlar görülmesi.
Yurdumuzda sıcaklığın Batı Anadolu'dan Doğu Anadolu'ya doğru azalması.
Sıcaklığın kutuplara doğru düzenli bir biçimde azalmasını engelleyen en önemli faktör yer şekilleri ( yükselti,eğim,bakı)dir. Ayrıca okyanus akıntılarındaki farklılık ile denize göre konum farkıdır.

B-GÜNLÜK HAREKET

Güneş ışınlarının düşme açısı günün her saatinde değişir. Gün içinde en yüksek sıcaklıklar tam öğle vakti değil, öğleden birkaç saat sonra (12:00-14:00) görülür. Sebebi; enerji birikimidir. Bu da güneşlenme süresi ile ilgilidir.
Günün en soğuk vakti, güneş doğmadan önceki vakittir. Sebebi gündüz alınan enerjinin gece boyunca uzaya geri yansımasıdır

C-MEVSİMLER (EKSEN EĞİKLİĞİ)

Eksen eğikliğinden dolayı güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir. Bu değişim Ekvatora yakın yerlerde az olduğundan, buralarda yıllık sıcaklık farkı azdır. Ekvatordan uzaklaştıkça değişim artar ve yıllık sıcaklık farkı da artar.
Güneş ışınlarının düşme açısında meydana gelen değişimden dolayı Kuzey yarım kürede en sıcak aylar ; temmuz ve ağustostur. Güney yarım kürede ise en sıcak aylar ocak ve şubattır.

dusme.gif (2547 bytes)

D-EĞİM VE BAKI ETKİSİ

Işınların düşme açısı eğim ve bakı durumuna göre değişir.
Bakının sıcaklık dağılışı üzerindeki etkisi en fazla ılıman kuşakta görülür.
Bakıdan dolayı Türkiye’de dağların güney yamaçları daha sıcaktır.
Bakıdan dolayı güneşe dönük yamaçlarda;
Güneşlenme süresi daha uzundur.Güneşlenme süresi arttıkça sıcaklık artar.
Güneş ışınlarının düşme açısı daha büyüktür. Sıcaklık daha fazladır.
Tarımın yükselti sınırı, orman üst sınırı, toktağan kar (daimi kar ) sınırı daha yüksektir.
Aynı tür bitkiler daha erken olgunlaşır.
Karlar daha erken erir.

2.YÜKSELTİ

Yükseldikçe her 200 m de 1 °C sıcaklık azalır.
Sebepleri: Troposferin daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınmasıdır.
Ayrıca sıcaklığı tutan nem ve karbondioksit gibi gazların yere yakın
yerlerde olmasıdır.
Sıcaklığın dağılışında yükseltinin etkisine örnekler
Ekvatoral bölgede daimi karlar görülmesi.
Yükselici hava hareketlerinin yağış bırakması.
Yükseklere kar yağarken, alçaklara yağmur yağması.
Bir dağ yamacı boyunca yükseldikçe bitki örtüsünün değişmesi.
Ege ,İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nde yetişebilen bir tarım ürünün en geç Doğu Anadolu Bölgesi’nde hasat edilmesi.

3.NEM MİKTARI

Nem bir yerin fazla ısınmasını ve soğumasını önler. Sıcaklık dengesini sağlar. Nemliliğin fazla olduğu bir yerde hava geç ısınır, geç soğur. Sıcaklık farkı az olur(Denizel iklimlerde olduğu gibi) Nemlilik az ise ; hava çabuk ısınır, çabuk soğur. Sıcaklık farkı fazla olur (Karasal iklimlerde olduğu gibi) . Yükseklere çıkıldıkça nem oranı azalır. Bu sebeple yüksek bir yerde hava çabuk ısınır, çabuk soğur. Kışın bulutlu gecelerde hava ılıktır. Sebebi yerin ısı kaybının azalmasıdır. Kışın havanın açık olduğu günlerde hava ayaz yapar. Yansıma ile ısı kaybı fazla olduğu için.
4.KARA VE DENİZLERİN DAĞILIŞI ile FARKLI ISINMA ÖZELLİĞİ
Kuzey Yarım Küre'de karalar daha fazladır. Bunun sonucunda;
Yıllık sıcaklık ortalaması G.Y.K den 2-4 °C daha fazladır.
İzoterm eğrileri çok fazla girinti –çıkıntı yapar.
Yıllık sıcaklık farkı fazladır.
Karalar denizlere göre erken ısınır , erken soğur. Denizler ise geç ısınır, geç soğur. Bunun sonucunda;
Kışın denizden karaya doğru esen rüzgarlar havayı ılımanlaştırırken, yazın havayı serinletir.
Kara-deniz meltemleri ile muson rüzgarları oluşur.
K.Y.K 'de en sıcak dönem karalarda Temmuz iken, denizlerde Ağustos, en soğuk dönem karalarda Ocak iken, denizlerde Şubat olması kara ve denizlerin farklı ısınma özelliğinden kaynaklanır.

5.OKYANUS AKINTILARI

Genellikle Kutuplara yakın yeden gelen akıntılar soğuk iken , Ekvator çevresinden gelenler sıcaktır.
Okyanus akıntılarının farklılığından dolayı
Batı Avrupa ve K.Amerika'nın batı kıyıları aynı enlemde yer alan Asya'nın ve K.Amerika'nın doğu kıyılarından daha sıcaktır. Not: Aynı enlemde ve okyanus kıyısında sıcaklık farkı oluşmuş ise bunun en önemli sebebi okyanus akıntılarının farklılığıdır.
Okyanus akıntılarının karşılaşım alanlarında balıkçık çok gelişmiştir. Sebebi; balıklar için önemli besin kaynağı olan planktonların çok fazla olmasıdır.Ör: Japonya ve Norveç.

6.RÜZGARLARIN ESME YÖNÜ

Kutup bölgesine yakın alanlardan gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken , Ekvatora yakın alanlardan gelenler sıcaklığı artırır.
Denizden esen rüzgarlar kışın ılıtıcı, yazın serinletici etki yaparlar